0 El Cerrahisi ve Plastik Cerrahi


El yaralanmaları, dejeneratif hastalıklar ve doğumsal eksikliklerin tedavisinde son yıllarda belirgin bir ilerleme görülmüştür. Bu ilerlemenin sağlanmasında plastik cerrahlar önemli rol oynamışlardır ki onların ana ilgisi hem fonksiyon hem de görüntüyü düzeltmektir.Bu yazı size sık görülen el problemlerinin neler olduğunu, plastik cerrahların bu problemleri düzeltmek için neler yaptıklarını ve sonuçlarını anlatmak için tasarlanmıştır. Bütün sorularınızın cevaplanması mümkün değildir, çünkü her problem kendine öz olup, bireysel farklılıklara bağımlıdır. Eğer prosedür hakkında anlamadığınız bir konu varsa mutlaka doktorunuza sorunuz.

Eğer el ameliyatı olmayı düşünüyorsanız !
Eğer el ameliyatı olmayı düşünüyorsanız, bir plastik cerrah ile görüşmek iyi bir başlangıç noktasıdır. Cerrahınız sizi değerlendirecek, tedavi metotlarını size anlatacak ve cerrahinin gerekli olup olmadığına karar verecektir. Eğer ameliyata karar verilirse, detaylı bir şekilde cerrahi prosedür, cerrahinin nerede yapılacağı(muayenehane, klinik veya hastane), anestezi tipi ve kullanılacak cerrahi teknikler, muhtemel risk ve istenmeyen sonuçlar, iyileşme ve rehabilitasyon süresi ve fonksiyon ve görüntüdeki muhtemel sonuçlar konuşulur.


Her ameliyat bir miktar belirsizlik ve risk taşır

Her yıl binlerce başarılı el ameliyatları gerçekleştirilmektedir. Her ne kadar yetenekli ve tecrübeli bir plastik cerrah tarafından yapılsa da ve bu ameliyatlar güvenli olsa da bir takım istenmeyen sonuçlar meydana gelebilir.
El cerrahisinin tüm tiplerinde enfeksiyon, kötü yara iyileşmesi, his ya da hareket kaybı, kanama gibi problemlerle karşılaşılabilir. Fakat bunlar nadir olmakla birlikte, genellikle tedavi edilebilirler.

El yaralanmaları

El cerrahisinde en sık yapılan işlemler; kiriş, sinir, damar ve eklemlerin hasarını, kırılmış kemikleri ve yanıkları ve cilt yaralanmalarını onarmayı içerir. Modern teknikler cerrahın ciddi yaralanmalarda dahi fonksiyonu ve görüntüyü tekrar düzeltme kabiliyetini büyük oranda artırmıştır.

Şu anda plastik cerrahlar tarafından kullanılan teknikler arasında:

Greftleme:Hasarlı bölgeyi onarmak için vücudun sağlam bir bölümünden deri, kemik, sinir veya diğer dokuların naklidir.

Flep cerrahisi:Vücudun sağlıklı bir bölümünden hasarlı alana deriyi, alttaki yağ dokusu, kan damarları ve kas dokusu ile beraber taşımaktır.

Replantasyon veya transplantasyon:Mikroskop altında uygulanan aşırı derecede dikkatli ve ince bir cerrahi olan mikro cerrahiyi kullanarak kopmuş parmakları veya elleri tekrar yerine dikme işlemidir. Bu tür yaralanmalar geniş bir zaman dilimi içinde tekrarlayan bir çok operasyona ihtiyaç duyabilirler.

Bir çok vakada, cerrahi sonucunda yaralanmış ellere önemli derecede duyu ve fonksiyon kazandırılabilir. Fakat iyileşme aylar sürebilir ve sıklıkla rehabilitasyona ihtiyaç duyulur.

Karpal tünel sendromu:

Karpal tünel, bilekte, kirişleri ve elin ana sinirlerinden birinin geçtiği bir tüneldir. Tünelin içindeki basınç çeşitli hastalıklardan(Romatoid artrit vb.), yaralanmalardan, gebelik sırasında sıvı toplanmasından, aşırı kullanmaktan veya tekrarlayıcı hareketlerden sonra artabilir. Tünelin içindeki sinirin üzerindeki bu basınç artması sıklıkla uyuşukluğun, ağrının ve bozulmuş el fonksiyonunun eşlik ettiği bir elektriklenme hissine neden olur. Bu şikayetler altındaki hastalık karpal tünel sendromu olarak bilinir.

Bazı vakalarda elin atele alınması ve antienflamatuar ilaçlar problemi çözecektir. Eğer bu işe yaramazsa cerrahi gerekebilir.Ameliyatta cerrah avuç içinin ortasından bileğe doğru bir kesi yapar. Daha sonra basıncı azaltmak için sinire basınç yapan dokular kesilir. Ameliyattan sonra pansuman yapılarak ve atel kullanılarak hareket kısıtlanır, böylece iyileşme hızlandırılır. Ameliyat izi gittikçe kaybolacak ve zor görünür bir hale gelecektir.

Ameliyatın sonuçları kısmen durumun ne kadardır var olduğuna ve sinirin ne kadar zarar görmüş olduğuna bağlıdır. Bu yüzden eğer kendinizde karpal tünel sendromu olabileceğini düşünüyorsanız erken dönemde bir doktora başvurmanız iyi bir fikir olacaktır.

Romatoid artrit:

Romatoid artrit eklemlerin iltihabı, ellerin ve vücudun diğer bölümlerinin görüntüsünü ve fonksiyonunu etkileyebilen ve sakat bırakıcı bir hastalıktır. Sıklıkla parmak eklemlerini deforme eder ve hareketi engelleyecek şekilde parmakları bükülü bir pozisyonda durmaya zorlar.

Romatoid artritin neden olduğu sakatlıklar genellikle cerrahi kullanılmadan tedavi edilebilir, örneğin; özel cihazlar kullanarak veya zayıflamış alanları güçlendirmek için fizik tedavi yapılabilir. Ama bazı hastalar için cerrahi en iyi çözümdür. Cerrahınızla ve romatolojistiniz ile konuşarak ameliyat olup olmayacağınıza karar vermelisiniz.
Enflamasyon olan eklemlerden dokular çıkararak, tendonları yer değiştirerek veya yapay eklemler koyarak bilek ve el tedavi edilebilir. Cerrahiden sonra elinizi tam olarak kullanamasanız da fonksiyon ve görüntü açısından belirgin bir iyileşme bekleyebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki, cerrahi altta yatan hastalığınızı tedavi etmez. Romatoid artrit elinize hasar vermeye devam edebilir ve bazen mükerrer cerrahi gerekebilir. Ayrıca romatoloğunuza tedavinin devamı için başvurmanız gerekebilir.

Dupuytren kontraktürü

Avuç içinin cilt ve cilt altındaki dokusunun hastalığı Dupuytren kontraktürü olarak adlandırılır. Kalın, nedbe benzeri doku avuç içinde cildin altında oluşur ve parmaklara ilerleyip, parmağı avuç içine doğru çekip hareketini kısıtlayabilir. Bu hastalık çoğunlukla orta yaşta gelişir ve bilinen bir nedeni olmamakla beraber ailesel geçişi olabilir.

Cerrah kalınlaşmış dokunun bantlarını ve tendonları ayırıp parmağa daha iyi bir hareket sağlayabilir. Ameliyat çok dikkatli yapılmalıdır, çünkü elin ve parmakların sinirleri çoğunlukla bu anormal dokuya sıkıca yapışmıştır. Bazı vakalarda kalınlaşmış ve kıvrımlaşmış cildin yerine cilt grefti kullanılabilinir.
Ameliyatın sonucu hastalığın şiddetine bağlıdır. Genellikle el fonksiyonlarında fizik tedaviden de sonra belirgin bir iyileşme görülür.

Konjenital defektler

Elin konjenital anomalileri doğumda var olan, el gelişimini etkileyen ve elin kullanımında belirgin problemlere neden olan deformitelerdir. Gelişen cerrahi teknikler ile beraber defektlerin çoğu, çok erken yaşta, hatta bazı hastalarda gebelikte ve diğerlerinde elin normal gelişimini ve fonksiyonunu bekleyerek 2 veya 3 yaşında düzeltilir.
En sık konjenital el anomalisi sindaktilidir. Burada iki veya daha fazla parmak birleşiktir. Cerrahi tedavi olarak parmakları birleştiren dokular kesilir, daha sonra vücudun başka bir yerinden alınan cilt greftleri buradaki boşluklara dikilir. Prosedür eğer kemikler de birleşik ise daha komplike bir hal alır. Cerrahi aynı zamanda tam bir hareketi ve normale yakın görüntüyü sağlamasına rağmen, greftlenmiş cildin rengi diğer ciltten bir miktar farklı olabilir.

Diğer sık görülen konjenital defektler, kısa, eksik veya deforme parmaklar, hareketsiz tendonlar ve anormal sinir veya damarlardır. Çoğu hastada bu defektler cerrahi olarak düzeltilir.

İyileşme ve rehabilitasyon

El, vücudun çok hassas bir organı olmasından dolayı cerrahiden sonra hafiften ağıra kadar değişen ağrı olabilir. Cerrahınız sizin enjeksiyon veya ilaç tedavisi ile rahatlamanızı sağlayabilir. Elinizin ne kadar uzun süre hareketsiz bırakılacağı ve ne kadar hızlı normal aktivitelerine kavuşacağı cerrahinin tipine, genişliğine ve ne kadar hızlı iyileşebileceğinize göre değişir.

Elinizin daha çabuk iyileşmesi ve daha iyi kullanabilmeniz için deneyimli bir el terapisti tarafından fiziksel tedavi gerekebilir. Terapiniz el eksersizleri, masaj terapisi, elektriksel sinir uyarımı, splintleme, germe ve özel sargıları ihtiva eder. Eğer elinizi maksimum kullanmak istiyorsanız terapistin önerilerine harfiyen uymalısınız.

 etiketler : el cerrahisi,el cerrahisi nedir,el cerrahisi nasıl yapılır,cerrahi el aletleri,cerrahi el yıkama,mikro cerrahi,mikro el cerrahi,plastik cerrahi,plastik cerrahi nedir,el cerrahi merkezleri,el cerrahi ameliyat,plastik cerrahi nedir,el cerrahi doktorları,plastik cerrahi doktorları,plastik cerrahisi,istanbul plastik cerrahisi,ankara plastik cerrahisi,izmir plastik cerrahisi,bursa plastik cerrahisi

0 İnsan beyni 45′inde çöküşe geçiyor


İnsan beyni 45′inde çöküşe geçiyor.Yeni bir araştırma insanlarda hafıza ve diğer beyinsel işlevlerin 40′lı yaşların ortasında gerilemeye başladığını ortaya koydu.

University College of London’dan doktorlar, on yıllık bir süre zarfında yaşları 45 ila 70 arasında değişen 7 bin İngiliz memurun zihinsel yeteneklerini inceledi. Ekip yaşları 45 ila 49 arasında değişen kesimin hafıza, idrak ve akıl yürütme yetisinde yüzde 3′ün üzerinde bir gerilemenin gayet açık ve net biçimde görüldüğünü söylüyor.Bundan önceki araştırmalar zihinsel faaliyetlerde düşüşün 60′lı yaşlara kadar başlamadığına işaret ediyordu. Alzheimer Derneği, beyindeki değişimin hangi evrede ve nasıl gerçekleştiğini daha iyi anlamanın bunama tedavisine büyük katkı sağlayacağını söylüyor.

1997′den 2007 yılına kadar süren araştırmada 5 binin üzerinde erkek ve 2 bini aşkın kadın memura hafıza, kelime haznesi, işitsel ve görsel yetenekleri konusunda testler uygulandı. Araştırmada deneklerin eğitim seviyesi arasındaki farkı dikkate alınmadı.Doktorlar, yaş ilerledikçe kelime haznesi haricinde diğer bütün beyinsel faaliyetlerde gerileme gözlendiğini söylüyor.

BUNAMA 20-30 YILLIK ÇÖKÜŞÜN SONUCU

65 ila 70 yaş arasındaki erkeklerin akıl yürütme yeteneği yüzde 9.6 oranında gerilerken, aynı yaş grubundaki kadınlarda bu oran yüzde 7.4 olarak belirlendi. 45 ila 49 yaş arasında ise hem erkek hem de kadın deneklerin beyin gücü yüzde 3.6 olarak aynı seviyede düşüş gösteriyor.

Araştırmanın başkanı Profesör Archana Singh-Manoux, elde ettikleri bulguların bunamanın beyinde 20-30 yıla yayılan bir çöküşün sonucu olduğunu gösterdiğini söylüyor.

etiketler:bunama,bunama belirtileri,bunama hastalığı,bunama önleme,bunama engelleme,bunamayı engelleme,bunama tedavisi,bunamayı önleme,bunama nedir,erken bunama,demans,demans nedir,alzheimer,alzheimer nedir,alzheimer belirtileri,alzaymır nedir,alzaymır belirtileri,bunama testi

0 Prostat Nedir ? Prostat Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi !


Erkeklerin en çok korktuğu hastalıklardan olan prostat tedavinin bu kadar yaygınlaşmasına rağmen ne yazık ki hala güncelliğini koruyor.Prostat esasında Doğuştan itibaren her erkekte bulunan ve idrar torbasının çıkışını çepeçevre saran bir salgı bezidir. İdrar yollarının savunmasını yapan ve meniye katılan birtakım salgılar üretir. Prostat belirli bir yaştan sonra olan değil, doğuştan itibaren tüm erkeklerde bulunan bir organdır. Belirli bir yaştan sonra prostat hormonlardaki değişimin de etkisi ile yavaş yavaş büyümeye başlar; bu büyüme tamamen fizyolojiktir. Saçlara ak düşmesi, derinin kırışması gibi normal yaşamın bir parçasıdır. Prostatın büyümesi için iki koşulun bulunması gerekmektedir.

1-İnsanın yaşlanması

2-Erkeklik hormonunun olması: Prostat sorunu olabilmesi için erkeklik hormonunun belirli bir seviyede olması gerekir. Hadım edilmiş, yumurtalıkları alınmış bir kişinin prostat büyümesi sorunu olmaz.

Prostatın değişik türleri var mı?

Prostatın 3 tane önemli ve birbirinden farklı hastalığı vardır. Bu üç hastalık bu organda genellikle değişik zamanlarda olmakla birlikte birbirinden tamamen ayrı olup aynı anda üçü birden de bulunabilir.
1- Prostatitler: Prostatın iltihabıdır. Ani ve çok şiddetli bir prostat iltihabı olduğunda insanı hastaneye aceleyle getiren, idrarı yapamaz hale getiren bir hastalıktır. Ağırlıklı olarak gençlerde görülür ve cinsel yolla bulaşan mikroplarla oluşur. Hijyene dikkat etmemek de prostat iltihabına neden olabilir. Yüksek ateş ve idrar yapamama gibi şikayetlerle başlar ve kişiyi yatağa düşürebilir. Prostat iltihabının tam olarak tedavi edilmesi zordur, çünkü bu organın iç kısımlarına antibiyotikler zor geçer ve iltihap bu nedenle kronik (müzmin) hale gelerek yıllarca sorun yaratabilir. Bu nedenle bilhassa cinsel yolla bulaşan hastalıklardan şüphelenildiğinde mutlaka laboratuvar tetkiklerinin yapılması ve doğru tedavi edilmesi gerekir. Doğru tedavi edilmezse yıllarca bu durum devam eder ve sonucunda da kısırlık bile ortaya çıkabilir.

2-Prostatın büyümesi: Büyüyerek çevresinde bulunduğu idrar yolunu sıkılaştırması ve idrar yapmada zorluk oluşmasıdır. Bu durum ileri yaşlarda hemen hemen herkeste normal olarak bir miktar görülebilir. Sonuçta erkeklerin yüzde 10′u hayatlarının belirli bir döneminde prostatla ilgili bir sorundan dolayı ameliyat olurlar.

Prostatı olan kişi ne hisseder?

1-İdrar yaptıktan sonra boşalamama hissi
2-Sık sık idrara gitme
3-İdrar yaparken kesik kesik yapma
4-Sıkışık bir şekilde ve sık sık koşarak aciliyet hissi ile tuvalete gitme
5-İdrar yaparken akımın çok ince olması
6-İdrar yaparken ıkınmak zorunda kalmak
7-Geceleri 2 ya da daha fazla tuvalete kalkma ihtiyacı
8-İnce ve ayak dibine doğru ileri atım yapamadan idrar yapmak
9-İdrar yapma sonrası damlamalar olması
10-İdrar kaçırma
11-Mesanenin dolarak şişmesi ve idrar yapamama sonrası şiş bir karınla hastaneye gitmek

Prostat belirtileri gösteren kişi ne yapmalıdır?

Bu belirtilerin ne şiddette olduğu ve hayatı ne kadar etkilediği önemlidir. 60 yaşında bir insanda bunların bir kısmı olsa dahi bu durum böbreklerine, idrar yollarına bir zarar vermiyorsa yani iltihaba vs. neden olmuyorsa burada kişiye bağlı bir karar verilmelidir. Kişinin sosyal hayatı, çalışma hayatı değerlendirilir; örneğin kişi bir çiftçi ise bu tür durumlarla daha kolay başa çıkabilir, tarlada çalıştığı için istediği zaman tuvalete gider. Hasta hakim veya bir holding yöneticisi ise mahkeme ya da toplantı sırasında sık sık ara vermek zorunda kalacak, bir şoför ise ikide bir benzinci aramak zorunda kalacaktır. Daha çok evinde vakit geçiren bir emekli ise kalkıp isteği zaman tuvalete gidebilir. Herkesin prostatı büyür ama gerçekte sadece bazıları ameliyat olmak zorunda kalır. Gençliğindeki kadar rahat idrar yapamamakla birlikte gerçekten ameliyat edilmesine gerek olmayan kişileri lüzumsuz yere ameliyat edersek daha mutsuz insanlar ortaya çıkar. Kendilerine ameliyat önerilen ve ameliyatlarını benim yapmam için gelenlerin önemli bir kısmına ameliyatın gereksiz olduğunu anlatmak zorunda kalmaktayım

3-Prostat kanseri

İleri yaşlarda sık görülen bir başka türü de kanserdir. 60 yaşındaki insanlarda yüzde 30, 70 yaşındaki insanların yüzde 40′ında kanser başlangıcı olacak kadar bozulmuş hücrelere rastlanır. Batı ülkelerinde trafik kazalarında ölen belirli yaşlardaki erkekler tarandığında 70 yaşındakilerin yarıya yakınında kanserli hücreler görülmüştür. Prostat kanseri erken aşamalarda yakalandığında tamamıyla tedavi edilip vücuttan yok edilebilir ve hastalıktan eser kalmaz. Ama geç teşhis edilirse bu hastalık kemiklere yayılırsa sadece idare edici tedaviler yapılır. Batı ülkelerinde 45-50 yaşından itibaren PSA denilen basit bir kan tetkiki ile tarama yapılarak, kanser başlangıcı olup olmadığı araştırılır. 50 yaş sonrası her erkeğin 6 ayda bir düzenli olarak yaptırmasını öneririm. Prostat büyümesi nedeni ile açık, kapalı veya lazer ile ameliyat olanlarda da bu risk devam ettiğinden PSA testine devam edilmesi önemlidir.

Prostat için başvuran kişi daha sonra hangi aşamalardan geçiyor?

Prostat için başvuranlarda tüm bu şikayetler değerlendirildikten sonra makattan parmakla muayene yapılır. Hem kanser olup olmadığını bir dereceye kadar değerlendirmek hem de prostatın ne kadar büyüdüğünü değerlendirmek açısından bu tetkik önemlidir. Prostat normalde kestane boyutlarında bir organdır; biraz büyürse bir mandalina kadar daha büyürse portakal kadar daha da büyürse bir greyfurt kadar olur. Normalde 20 gram olan bu organ 200-250 grama kadar ulaşabilir. Dışarıdan bakılınca büyüme görülmez, makata doğru büyür, kabızlığa benzer dışkılama sorunları dahi yaratabilir. Gerektiğinde makattan yapılan bir ultrasonografi ile detaylı olarak boyut ve iç doku olarak incelenebilir. Karından üzerinden yapılan ultrasonografi prostat hakkında gerekli bilgileri sağlamaz. Kanser şüphesi varsa makattan ultrasonografi eşliğinde iğne biyopsisi ile her hangi bir anestezi gerekmeksizin parçalar alınıp patoloji incelemesi yapılarak dokuda kanser olup olmadığı anlaşılır.

Prostat ameliyatı nasıl yapılıyor?

Habaset düşünülmeyen vakaların uygun olanları kapalı ameliyatla, gerektiğinde de açık ameliyatla tedavi edilir. Son yıllarda gelişen lazer teknolojileri özellikle Green Light (yeşil ışık) adlı lazer yöntemi de küçük prostatların kapalı yöntem ile tedavisinde kullanılmaktadır. Kapalı ameliyatlar genellikle 90 gramın altında olanlarda kullanılır. Kapalı ameliyat eğer uygulamayı yapan Ürolog bu konuda deneyimli ise en az açık ameliyat kadar başarılıdır ve tercih edilmelidir. Hasta çok daha az süre hastahanede kalır ve daha konforlu bir ameliyat süreci yaşar. Prostat belirli bir boyutun üzerinde büyürse veya ek bazı başka sorunlar bulunmaktaysa açık ameliyat tercih edilebilir. Prostat ameliyatında prostat kanseri ameliyatından farklı olarak tüm prostat alınmaz. Prostatı bir portakal olarak düşürseniz prostat büyümesi sulu iç dokunun şişmesi ile oluşur. Kanser ise genellikle kabuk kısmındadır, kanser ameliyatında kabuk tabir ettiğimiz kısımla birlikte meni keseleri de çıkartılır.

Kapalı ameliyat nedir?

Kapalı ameliyatta penisten fiberoptik bir aletle girerek prostatın içinden bir portakal oyulması gibi kazınmasıyla yapılır. Deneyimli ellerde en başarılı ve tercih edilen yöntemdir. Ameliyatlarımın tamamına yakınında kapalı ameliyatı (TUR-P) tercih etmekteyim, sadece kapalı yapılamayacak vakalarda açık cerrahi uygulanmalıdır.

Açık ameliyat nedir?

Açık ameliyatta prostata karından kesi yapılarak ulaşılır ve prostatın büyüyen dokusu çıkartılır; kapsül kısmı vücutta kalır. TUR ameliyatına göre kan kaybı, ameliyat süresi, sondalı kalma süresi, hastanede kalma süresi ve komplikasyon oranları daha fazladır.

Prostat için ameliyat dışında başka hangi tedaviler uygulanır?

Isı tedavisi, ultrason tedavisi, mikrodalga tedavisi, balonla germe tedavisi gibi bir takım ek tedavi yöntemleri denenmekte ise de en başarılı ve kesin tedavinin cerrahi olduğu kabul edilmektedir. Ameliyat olamayacak kadar ağır durumda olanlar, kalp hastalığı olanlar, anestezi alamayacak durumda olanlar, kalp sağlığı açısından sorunu olanlar ya da çok ileri yaşlarda olup narkoz riski yüksek olanlara ilaç tedavisi ile yardım denenmelidir. Bununla birlikte genç yaştaki prostat hastalarına sürekli olarak kullanmaları gereken ve yan etkileri de olan ilaçları kullandırmak yerine bir saatten az sürecek, yaşamlarının geri kalan kısmında bu sorundan kalıcı olarak kurtulmalarını sağlayacak bir kapalı müdahale yapmayı tercih etmekteyim.

Bu ameliyatların riski nedir?

Tüm ameliyatlar belirli oranlarda komplikasyon riski içerir, risksiz ameliyat yoktur. Kapalı prostat ameliyatının komplikasyonları açık prostat ameliyatının komplikasyonlarına göre çok daha düşük olup, ehil ellerde komplikasyonlara çok nadir rastlanır. Günümüzde kapalı, açık prostat ameliyatları ve prostat kanseri ameliyatları eskiye göre çok daha hızlı ve düşük risk ile gerçekleştirilebilmektedir.

Prostat ameliyatı ne kadar sürer?

Kapalı prostat ameliyatı 1 saatin altında sürer. Açık prostat ameliyatı 1.5 saat sürer. Kanser ameliyatı 1.5-2 saat sürebilmektedir.

Ameliyat sonrası hastanede kaç gün yatmak gerekir?

Kapalı prostat ameliyatı sonrası sadece 2-3 gün hastanede kalınması gerecektir. Açık prostat ameliyatı sonrası ise 4-5 gün hastanede kalınır. Prostat kanseri ameliyatında da hastanın 5 gün civarında hastanede kalması gerekmektedir.

Yeni gelişen Green Light (Yeşil Işık) lazer ile prostat yöntemi hakkında bilgi verirmisiniz?

Bu yeni ve başarılı bir teknoloji ülkemize ilk gelişinde mucize bir yöntem gibi abartılı bir şekilde tanıtılmıştır. Hasta konforu açısından uygun hastalarda benim de tercih ettiğim bu yöntemde tıpkı kapalı ameliyat gibi idrar yolu girişinden fiberoptik bir alet ile girilerek prostata ulaşılır ve görüntü altında lazer enerjisi kullanılarak prostat buharlaştırılır. Netice açısından diğer ameliyatlardan farklı olmamakla birlikte, lokal anestezi ile uygulanabilmesi, kanamanın az olması, bazı hastalarda sonda dahi kullanılmayabilmesi, diğerlerinde ise 1-2 günde sondanın alınabilmesi önemli avantajlardır. En önemli dezavantaj ise cihazın ve sarf malzemesinin pahalılığından dolayı fiyatın yüksek olması ve prostatı büyükçe olan hastalarda yeterli başarı sağlamamasıdır.

Prostat kanserinin belirtileri ile prostat hastalığının belirtileri aynımıdır?

Prostat kanserinin kendine özgü bir belirtisi yoktur. Hiçbir belirtisi olmadan ilerleyip kemiklere geçerek ve ancak bir kemik kırılması ile ileri dönemde ortaya çıkabilir. Mutlaka 50 yaş civarından başlayarak prostatınızı yılda 2 defa kontrol ettirmenizi öneririm.

Prostat hastalıklarını önlemek için yapılacak bazı şeyler var mı?

Sebze meyve türü beslenmeye ağırlık verilmesi önerilebilir. Batı usulü fast-food tarzı beslenmenin prostat kanseri riskini artırdığı iddia edilmektedir. Prostatı önlemek için yapılacak belirli bir bitkisel tedavi şekli olmasa da doğal beslenmenin her türlü hastalığa olduğu gibi prostat kanserine de iyi geldiği söylenebilir. Bitki köklerinden üretilen ilaçlardan da bahsedilmekle birlikte bunların hiçbirinin bilimselliği kanıtlanmamıştır.

Prostat sonrası bir iktidarsızlık sorunu oluşur mu?

Prostat ameliyatı olanlar zaten belirli bir yaşın üzerinde bulunmaktadırlar ve bir de ameliyat geçirince iktidarsızlık en azından kendine güvensizlik sonucu ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca ileri yaş grubundaki şeker, kalp, tansiyon gibi cinsel gücü etkileyen hususları da göz önünde bulundurmak lazımdır.

Kapalı prostat ameliyatı sonrası en fazla % 10, açık prostat ameliyatı sonrası %15 kadar iktidarsızlık riski bulunmaktadır. Kanser ameliyatında ise iktidarsızlık riski uygulanan tekniğe göre daha fazla olabilir. Sinir koruyucu yöntem uygulanması prostat kanseri ameliyatından sonra iktidarsızlık sorununu engelleyebilirse de her kanser vakası bu tekniğin uygulanmasına müsait değildir.

etiketler :prostat,prostat hastalığı,prostat kanseri belirtileri,prostat kanseri tedavisi,prostat nedir,prostat nedenleri,psa,psa prostat,prostat belirtileri,prostat ameliyatı,prostat büyümesi,green light tedavi,yeşilışık tedavi,yeşil ışık tedavisi,prostat iltihabı,prostat ilacı
 

WEB CİNİ Copyright © 2011 - |- Template created by O Pregador - |- Powered by Blogger Templates