0 Just Cause 2 Oyun İnceleme - Video

Ben ki aksiyon oyunlarına karşı ziyadesiyle ilgili, bol aksiyon içeren sahnelerin müdavimi bir oyuncu olarak “Bu kadar da abartı olmaz!” sözlerini savuruyorsam, Just Cause 2’nin nasıl bir yapım olduğunu siz hesap edin. Tek kişilik ordu olma sorumluluğunu üstlenmeye alıştık, ama hareket halindeki araçlar üzerinde seksek oynamak, bitmek tükenmek bilmeyen paraşütlerimizle gök yüzünde süzülmek ve etrafta ne varsa sorgu sual dinlemeden patlatmak konusu hala fazlasıyla abartılı geliyor insana. Eğer dinmek bilmeyen bir tempo ile hikayeyi fazla kafaya takmadan, etrafta ne var ne yok parçalamak istiyorsanız, peşime takılın.2006 yılının sonlarında piyasaya sürülen ve GTA’ya benzeyen yapısı ile ilgi toplayan Just Cause, içerdiği abartılı aksiyon sahneleri ile gündemdeki yerini korumuştu. Sandbox diye tabir edilen, özgür bir oynanışa sahip olan yapımda karşımıza çıkan her aracı kullanabiliyor, binbir akrobatik hareket ile düşmanlarımızı öbür dünyaya yollarken terlemelerini sağlıyorduk. Başarılı görselleri ve dev haritası ise dikkat çeken yapımın ikinci bölümünde her şeyin dozajı biraz daha artırılmış.Panau isimli tropik bir adaya damdan düşer gibi inen kahramanımız, daha ilk sahneden itibaren bizleri ne kadar hareketli bir maceranın beklediğinin sinyalini veriyor. Gökyüzünde süzülürken haritanın ne kadar büyük olduğunu hissedebiliyorsunuz. Zaten oyunun içine girdikten sonra haritaya bir göz atarsanız neresinden başlayıp nasıl sonuna kadar gideceğinizin endişesini yaşıyorsunuz. Bunca yıldır oynadığım oyunlar arasında en büyük haritanın burada karşıma çıktığını söyleyebilirim.Yeni oyunda helikopter de kullanabiliyoruzKısaca tanımlamak gerekirse, GTA’ya fazlasıyla benzeyen bir oyun olan Just Cause’da özgürlük seviyesinin biraz daha geniş olduğu söylenebilir. Açık arazide dilediğimiz gibi dolaşıyor, çevreye istediğimiz seviyede zarar verebiliyoruz. Kullanamayacağımız araç, kurşunlayamayacağımız canlı yok. Öte yandan bindiğimiz araçların üstüne bir dublör gibi çıkmak ve oradan düşmanları avlamak gibi enteresan becerilere sahibiz. Görev yapın ya da yapmayın etrafa verdiğimiz zararın bol bol getirisi olduğu için son merminizi dahi patlama ihtimali olan her türlü cisme göndermeniz lehinize oluyor. Basit bir görevi yaparken bile etrafa ne kadar hasar verirseniz o kadar kaos puanı kazanıyorsunuz ve bu size hem yeni silah, araç alma hem de elinizdekileri yükseltme konusunda yardımcı oluyor.Maceranın içine daldığımızda ise serinin ilk bölümünü denemiş kullanıcıların hemen fark edeceği bazı yenilikler göze çarpıyor. Bunlardan ilki daha oyunun hemen başında kullandığımız kancalı ipimiz. Bu ip sayesinde akla hayale sığmayacak işlerin üstesinden gelebiliyoruz. Karşınızda 50 m yüksekliğinde bir bina mı var? Hiç sorun değil, birkaç kanca atışı ve işte en tepeye çıktınız bile! Bu kanca her derde deva. Kulenin tepesinden ateş eden bir düşman ile karşılaştınız diyelim. Ne acı tesadüftür ki, elinizde avucunuzda tek bir mermi bile kalmamış. Fırlatın kancanızı ve birkaç saniye içerisinde düşman ayaklarınızın dibine düşüversin.Gökyüzünde süzülen helikopterlere tutunmak mı dersiniz, hareket halindeki araçları yakalamak mı dersiniz, her şeyi bu kanca ile yapmak mümkün. Çamura saplanmış aracınızı bu kanca sayesinde traktöre bağlayarak kurtarabiliyorsunuz. Kısacası bu kanca ile hayal gücünüz dahilinde her şeyi yapabilirsiniz. Ulaşamamanız gereken noktalara ulaşmanızı sağlaması da kimi zaman oyunun fazlasıyla kolaylaşmasına neden olabiliyor. Söz gelimi gökdelenin tepesine ulaşmamız istenen görevde aslında karşımıza çıkanı öldürmemiz ve herkes öldükten sonra da adamımıza erişmemiz gerekiyor. Oysa ki bu kanca sayesinde ters taraftan gidip, binanın tepesine çıktıktan sonra adamın arkasından yaklaşarak tek bir mermi bile harcamadan görevi tamamlamanız mümkün.Yapay zeka yoksunuHenüz ilk oyunun dumanı tüterken yeni oyun hakkında bilgiler veren ve bizleri heyecanlandıran yapımcılar, ilk bölümdeki en büyük problemlerden biri olan yapay zekanın geliştirileceğini iddia etmişti. Burada gördük ki, bu iddialarını gerçeğe çevirmeye yaklaşmamışlar bile. Siperlerin ardında saklanan düşmanlara rastlasak da anlamsızca ortalık yerde duran ve üzerimize gönderdiği mermilerden medet uman düşmanlarla daha fazla karşılaşıyoruz. Daha da kötüsü, bu düşmanlar her ne hikmetse patlayıcı madde yüklü varillerin yanında durmaya da bayılıyor. Hal böyle olunca varillere nişan alarak rahatlıkla düşmanları alt edebiliyorsunuz.Helikoptere tutunabilmek üstün becerilerimizden sadece biriHazır düşmanlardan bahsetmişken kontrollere de değinmek gerekli. Öncelikle konsollara hazırlanıp daha sonra PC’ye uygun hale getirildiği için kontrol konusunda da bir yenilik karşımıza çıkıyor. Yeni nişan alma tekniği konsol kullanıcıları için rahat bir kontrol sağlıyor. İmleci düşmana yakın bir noktaya getirsek bile yine de düşmanın üzerinde kırmızı nişan alma ibaresi geliyor. Bu sayede hareket halindeyken rahatlıkla düşman avlayabiliyoruz. PC kullanıcıları ise fare ile rahat nişan alabileceği için bunun önemli bir gelişim olduğunu söyleyemeyiz.Sayısız silah ve araç içeriği sunan Just Cause 2’de, traktörden, askeri kamyona, hatta helikoptere kadar pek çok aracı kullanabiliyoruz. Öldürdüğümüz rakiplerden düşen veya etraftaki sandıkların içerisinden çıkan silahları almak size yetmiyorsa bir de kara borsa seçeneğimiz var. Maceranın istediğiniz anında “Black Market” seçeneğine girerek silah ve araç satıcısı helikopterin tepemizde bitmesini sağlayabiliyoruz. Helikopter gelince yeni bir arabirime geçiyor ve dilediğimiz gibi alış veriş yapabiliyoruz. Burada silahları ve araçları geliştirme imkanına da sahibiz. Bunun için haritanın ücra köşelerinde bulunan araç ve silah parçalarını bulmamız gerekiyor. Yapımcıların söylediğine göre harita üzerinde tam 2000 parça var ve her geliştirme işlemi için bu parçaların belli kısmını kullanmamız gerekiyor.Yeni motor, yeni heyecanİlk oyunun kullandığı Avalanche Engine oyun motorunun ikinci sürümü ile karşımıza çıkan Just Cause 2, daha geniş harita, daha detaylı tasarım ve daha etkileyici patlama efektleri ile dikkat çekiyor. İçinde bulunduğumuz harita çok büyük ve görevler arasındaki seyahatlerimizde bu uçsuz bucaksız haritada kaybolmamız son derece doğal. Grafikler için ise hem iyi hem de kötü fikirler üretebiliriz. Yeri geliyor çok etkileyici bir sahne ile karşılaşıyorken, başka bir sahnede fizik kurallarına aykırı saçma bir görüntüyle yüzyüze gelebiliyoruz. Oyunun demo’sunda da karşımıza çıkan, uçurumdan aşağı yürüme veya yukarı tırmanma sorunu tam sürümde de aynen duruyor. Araç takip sahnelerinde garip hatalarla da karşılaşmaya devam ediyoruz. Düşmanlar, aldıkları mermi darbelerine aşırı tepki veriyor. Bu baştan güzel gelse de bir süre sonra insanın gözüne batmaya başlıyor.Bu tip aksiyon sahneleriyle sık sık karşılaşıyoruzJust Cause 2’nin saf aksiyondan hoşlanan, kafasına hiçbir şey takmadan, sadece karşısına çıkanı öldürmeyi hedefleyen oyunculara hitap ettiğini söyleyebiliriz. İçerisinde aksiyon yapımlarında öne çıkan her öğeden biraz bulundurması nedeniyle hiçbir konuda üst düzey başarı gösteremiyor. Uçsuz bucaksız haritada, çılgın bir macera ve bol patlama efekti görmek istiyorsanız, iyi bir seçim olabilir. Oyunlarda gerçekçilik arayanlardansanız, Just Cause 2’den uzak durun!İşletim Sistemi: Windows 7 veya Vista (Windows XP desteklemiyor)
İşlemci: Athlon X2 4200 veya Pentium Dual-Core 3Ghz (SSE3 destekli olacak)
Ekran Kartı: Nvidia 8800 serisi veya 256 MB lik ATI Radeon HD 2600 veya 256MB lık DirectX 10 u destekleyen dengi kart
Ram: 2 GB Ram
DirectX: Microsoft DirectX 10
Hard disk: 10 GB boş hard disk alanı
Ses Kartı: 0 DirectX 10 uyumlu ses kartı

0 Section 8 Prejudice Oyun Tanıtım-Video

Oyun, 2009′da çıkartılan Section 8 isimli yapımın birebir devamı niteliğinde. Bunun yanında, bir öncekinden biraz daha digijal ortama kayılmıiş, robotların hakimiyeti biraz daha artmış dersek sanırım yanılmayız. Oyuncu tek kişilik kampanyadan çok multiplayer bileşeni ile öne çıkan Prejudice’da, galaksinin uzak köşelerinde gezegenleri ele geçirmeye çalışan “Arm of Orion” kuvvetlerine karşı destek alabilme umudu olmadan mücadele edecek. Muharebeye gökyüzünden atlayışlarla dahil olunabilen oyunda, uzun menzilli silahların yanı sıra yakın dövüş mekanikleri de önemli yer tutacak.

Section 8: Prejudice 32 kişilik multiplayer moduna, 5 saat uzunluğunda senaryo bölümüne, 4 kişilik co-op desteğine, haritalarında kullanabileceğiniz tanklara ve taretlere, ilerledikçe açılan özellikler ve Achievement’lara, kişiselleştirilebilen zırhlara, Jetpack’lere, klan sistemine ve özel sunuculara (Dedicated) sahip.


0 Tom Clancy’s Ghost Recon Future Soldier Oyun Tanıtım-Video

Artık bu işin onurla,eşitlikle veya savaşla alakası yok.Kabul edilmesi gereken kazanmak yada kaybetmek,ölmek yada yaşamak.Geleceğin askerleri sizin için geliyor ! Geleceğin teknolojilerini ilk siz kullanın ve savaşın kaderini belirleyin.

Ghost Recon: Future Soldier geleceğin teknolojisini kullanan bir takım özel askerlerden oluşuyor.12 saatlik senaryo moduyla sizlere eşssiz bir deneyim sunuyor.”Gunsmith” bölümüyle silahlarınızı kişiselleştirmek ise size kalmış.Ghost Recon : Future Soldier ile sizde Ghost ekibine katılın ve dünyayı tehdit eden teröristleri geleceğin teknolojiriyle etkisiz hale getirin.


0 Alerji Nedir ? Alerji Belirtileri,Tedavisi ve Testleri

Alerji; bir kişide, başkalarına karşı genellikle hiçbir hassasiyete yol açmayacak bir maddenin yarattığı aşırı bir duyarlık durumu­dur.

Ne gibi maddeler alerji yapabilir ?

Dokunduğumuz, yuttuğumuz, solukla içeriye çektiğimiz hemen her şey alerji yapabilir. alerjiyi meydana getiren maddeye «alerjen» adı verilir ki, yüzlerce çeşit alerjen vardır.

Alerji meydana getiren maddelerin en sık görülenleri hangileridir ?

Ağaçlardan gelen tozlar, otlar ve yabanî otlar, gübreli toprak spor­ları, evdeki tozlar, hayvan tüyleri, bazı yemekler, ilâçlar, boyalar, kimyevî maddeler v.s.

Bir insanda alerji olduğu nasıl tespit edilebilir ?

En genel belirtiler şiddetli hapşırmalar, burun tıkanıklığı, hırıltıy­la solumak ve nefes tıkanıklığı, cilt kaşınması, büyük şişkinlikler ve «ürtiker»dir. Alerjiler kendilerini ayrıca kusmak, ishal, karın krampları, baş ağrıları, vücutta lekeler ve başka semptomlarla da gösterebilir.

Alerjiler tehlikeli olabilir mi ?

Evet. Tedavi edilmeyen saman nezlesi, nefes darlığı (astım) veya sinüzite dönüşebilir. Astım ise kontrol altına alınmadığı takdirde kronik yetersizlik getirebilir ve başka ciddî solunumla ilgili durumlara neden olabilir.

Alerjik durumlarda erken teşhis önemli midir ?

Evet. Bazı alerjilerin erken tedavisi sayesinde astım veya sürekli akciğer bozuklukları gibi ciddî komplikasyonları önlenebilinir. Bu özellikle çocuklarda önemlidir. Çocuklardaki alerjiler küçük yaş­ta kontrol altına alınmadığı takdirde normal gelişmeleri büyük öl­çüde gecikmeye uğrar.

En genel alerjik hastalıklar hangileridir ?

a.Saman nezlesi.
b.Yıl boyunca devam eden alerjik burun iltihabı veya kan da­marlarını büzücü ya da genişletici nezle.
c.Bronşlarda astım.
d.Egzema (atopic dermatitis).
e.Ürtiker urticaria veya ödemli ürtiker (angiodema).
f.Zehirli sarmaşık gibi deri iltihabı (dermatitis).
g.Şiddetli baş ağrıları.

Alerjiler tedavi edile bilinir mi ?

Birçok vakada alerjiye sebep olan şey «alerjen» bir köpek veya ke­di gibi, ortadan kaldırıldı mı hasta tamamıyla iyileşir.. Başka vaka­larda bir seri hassasiyeti ortadan kaldırma «hyposensitization» enjeksiyonları ile hasta sürekli olarak iyileşebilir.

Alerjik hastalar devamlı olarak tedaviye tâbi tutulmalı mıdır ?

Her zaman değil. Çok kez gereken «hyposensitization» derecesi te­min edildikten sonra hastaya başka müdahaleye gerek kalmaz. Ancak birçok hastada alerji yapan, madde (alerjen) alerji belir­tileri gösterdiği sürece tedaviye devam edilmesi gereklidir.

Alerjiler önlenebilir mi ?

Genellikle evet. Alerjik oduklarını bilen kişiler kendilerine alerji yapan maddelerden ‘uzak kalmaya önem vermelidirler. Meselâ çi­çek veya ağaç tozu olan mevsimlerde bu gibi hastalar kırlarda do­laşmaktan sakınmalıdırlar. Evdeki tozlardan mümkün olduğu ka­dar uzak kalmalıdırlar, boya kokularını teneffüs etmemelidirler, mümkün olduğu derecede fazla yorgun düşmemeli ve duygusal üzüntülerden kaçınmalıdırlar.

Bebeklerde ve küçük çocuklarda genel alerji sebepleri nelerdir ?

Yedikleri yemekler ve vücutlarına sürülen maddeler.

Kalıtım yoluyla alerjiye fazlasıyla istidatları olan çocuklarda alerjiler önlenebilir mi ?

Evet. Bu gibi çocuklara kaynatılmış ve koyu süt verilmelidir. Bu gi­bi sütler çiğ sütler kadar i alerjiye neden olmazlar. Çocuklara veri­lecek yeni gıda maddeleri bebeğe birer birer verilmelidir. Böylece anne, hangi gıda maddesinin çocuğa alerji yapacağını tespit et­me imkânını bulabilecektir. Yumurta ve balık gibi katı gıda mad­deleri bebeğe daha sonraları verilmelidir. Çocuğun yatak ve oyun odası mümkün olduğu kadar tozlardan arınmış olmalıdır. Kedi, kö­pek ve hatta doldurulmuş hayvan oyuncakları bile çocuklardan uzak tutulmalıdır. Çocuğa bakan doktora çocuğun ailesindeki alerji durumu bütün ayrıntılarıyla anlatılmalıdır.

Alerjiler kalıtım yolu ile geçebilir mi ?

alerji uzmanlarının büyük çoğunluğu alerjinin kendisinin değil, fakat alerjiye istidada kalıtım yoluyla geçebileceğine inanmakta­dırlar. Bu demektir ki anne veya babası alerjik olan bir çocuğun ailelerinde alerji olmayan çocuklardan çok daha yüksek bir oran­da alerjik olma ihtimali vardır.

Çocuklar anne ve babalarında olan alerjilerin aynılarına mı yakalan­maya meyillidirler ?

Kati surette değildir. Anne ve babalardan biri saman nezlesinden alerji gösteriyorsa çocukta astım, egzema veya başka alerjik du­rumlara rastlanabilinir.

Annesi ve babası da alerjik olan bir çocuk, anne ve babasından yal­nız biri alerjik olan bir çocuktan daha mı fazla alerjiye kapılabilir ?

Evet. Bunların alerjiye kapılmaları daha erken ve alerji türleri da­ha ciddî olur.

Anne ve babadan ikisi de alerjik ise bunların çocuklarının alerjik ol­ma ihtimalleri nedir ?

Bunların yüzde ellisi alerjik olacaktır. Anne ve babadan yalnız bi­ri alerjik ise çocuğun alerjik olma ihtimali yaklaşık % 25′tir.

Alerjiler kendiliklerinden yatışır ve böylece tamamen geçer mi ?

Evet, ama bu pek az görülen bir olaydır.

Alerjiler tedavi edildikten veya durdurulduktan sonra tekrarlar mı ?

Bazen evet. Bu daha çok görülebilir ve hasta yeni bir hassasiyet­ten alerjik olur.

Alerjiler öldürücü olur mu ?

Alerjiden ölenlere çok az rastlanır. Ancak alerjiler rahatsız edici­dir ve zahmetlidir. Bazen bir ilâca karşı alerji ölüme neden olabi­lir. Fakat bu çok az rastlanan bir olaydır.

Alerjiler belli mevsimlerde mi kendilerini gösterirler ?

Bazıları öyledir, bazıları da değil. Saman nezlesi vakaları genellik­le yabanî otlar ağustos ve eylül aylarında tozaklanmaya başladık­ları için kendilerini gösterir. Otlara karşı alerjik olanlar ise mayıs ve haziran aylarında alerjik olmaya başlarlar. Çünkü otlar o mev­simde daha çok tozaklanırlar. Gıda maddelerine, ilâçlara, hayvan kıllarına veya evlerdeki tozlara karşı allerj ilerin mevsimleri yok­tur.

Tozaklamalar nedir ?

Bunlar çiçeklerden, ağaçlardan, otlardan ve yabanî otlardan çıkan mikroskopik boyda incecik, pudra biçiminde, sarı renkte zerrecik­lerdir.

Alerjiye yakalanmakta yaş grubu var mıdır ?

Hayır. Alerji her yaşta gelebilir. Ancak alerjinin en sık ortaya çıktığı yaş çocukluk çağıdır.

Alerjiler nezleler gibi bazen bulaşıcı olur mu ?

Hayır, alerjiler insanlarda temasla bulaşmaz.

Yıllardan beri hiçbir şikâyeti olmayan bir insan nasıl oluyor da birden bire bir alerjiye yakalanabiliyor ?

Bazı olaylarda belli maddelerle uzun süreli temaslar sonucu bir alerjinin gelişebileceği bilinen bir gerçektir. Ayrıca, daha önceden hiçbir alerji belirtisi göstermemiş bir kişinin duygusal sıkıntılar­dan, aşırı yorgunluktan ve enfeksiyonlardan dolayı alerjik belir­tiler göstermesi mümkündür. Ergenlik çağma girişte, âdetlerin ke­silmesinde veya gebelik durumunda meydana gelebilecek değişik­likler alerjik dengeyi bozarak, bir alerjinin ortaya çıkmasına ne­den olacak hastalık belirtileri getirebilir.^
Bir insanın alerjik olması için, hayatı boyunca alerjiye meyilli oldu­ğu doğru mudur?
Evet. Bir sıkıntı veya karışıklıktan dolayı alerjik dengesi bozulun­ca kendisinde bir alerji gelişecektir.

Alerjiler psikosomatik midir (akıl ile beden arasındaki ilişki) ?

Üzüntü, korku, kızgınlık ve şiddetli heyecan gibi duygular alerjik bir krizi zamanından önce meydana getirebilir. Bazı alerjilerin, hasta psikiyatrik yardım görünce ortadan kaybolduğu gerçektir. Ancak, bu alerjinin fizik temelini sarsmaz. Çünkü alerjik meyil ruhî durum ne kadar düzelmiş olursa olsun, yine de kaybolmamaktadır. Alerjik çocukların anne ve babaları daima çocukların güven­lerini yenilemeli ve sükûnetlerini muhafaza etmelidirler.
Sinirlilik alerjiye neden olabilir mi ?

Hayır. Ancak ikisi arasında kesin bir ilişki vardır.

Alerji ne ölçüde yaygındır ?

Nüfusun en az % 30′unda bir tür alerji mevcuttur. Meselâ, Amerika’daki kronik hastalıklar arasında alerji üçüncü sırada yer al­maktadır. Yalnız, mafsal ve kalp damarları hastalıkları alerjinin önünde gelmektedir.

Alerjik kişiler genellikle bir madde «alerjen»den fazlasına mı alerjik olurlar ?

Evet.

En genel alerji nedenleri hangileridir ?

Çiçek, ağaç ve ot tozları, bütün tozlar, gübre sporları, keskin koku­lar, hayvan kılları, tüyler ve çeşitli yemekler. Bunlardan başka ya­tıştırıcı ilâçlar, serumlar, antitoksinler, boyalar, parfümler, plâs­tikler, evlerde ye endüstrilerde kullanılan daha birçok kimyasal madde alerjiye neden olabilir. Böcek ve, haşerelerin ısırması veya sokması da alerjik haller meydana getirebilir.

Bir hasta alerjik olup olmadığını nasıl anlayabilir ve kendisini alerjik yapan maddeyi nasıl öğrenebilir ?

Doktoru, hayatı hakkında ayrıntılı bilgi alacak ve çalışma alanı ve evi çevresini kontrolden geçirecek, yaşama âdetlerini öğrenecek, ve boş zamanlarında nasıl vakit geçirdiğini tespit edecektir. Bütün bu faktörleri tespit ettikten sonra doktor laboratuar testlerine başvuracaktır. Birçok genel alerji yapan maddelerden (alerjen) özler alarak bunlarla hastada cilt testleri yapacaktır. Bu cilt testle­ri ile hastanın aşırı hassasiyeti tespit edilecektir. Bu gerçekten bir detektiflik işidir ve çok sabıra ihtiyaç göstermektedir.

Cilt testlerine her zaman güvenilebilinir mi ?

Ne yazık ki hayır. Bir insan kullanılan maddeye aslında alerjik de­ğilse bile olumlu tepki gösterebilir. Veya o maddeye alerjikse bile, olumsuz reaksiyon gösterebilir/Cilt testlerinin başarılı olabilmesi için bunları yapan doktorun alerji alanında tam bir bilgi ve tecrü­beye sahip olması gereklidir. Solukla içeriye çekilen ilâçlarla yapı­lan cilt testleri gıda maddeleriyle yapılanlardan daha güvenlidir.

Cilt testleri sancı yapar mı ?

İyi yapıldıkları zaman hayır. Test yapıldığı zaman hafif bir iğne ba­tığı hissi duyulursa da bu önemli bir sancı sayılamaz.

Alerji testlerinin yapılmasının dolaylı metodu nedir ?

Bu metotta alerjik hastadan alman kandan hazırlanan serum alerjik olmayan bir kişinin vücudunun çeşitli yerlerine enjekte edi­lir. Belli bir zaman aşımından sonra testler bu yerlerde yapılır. Bu metoda alerjik hastanın cildinin hastalıklı olduğu ve bu gibi test­lere uygun olmadığı zamanlar başvurulmaktadır.
Alerjik hastalar alerji ile ilgili olmayan hastalıklar için ilâç veya en­jeksiyon alırken özel dikkat göstermeleri gerekir mi ?

Evet. alerjik bir hastanın herhangi bir doktordan başka bir has­talık için ilâç reçetesi almadan önce doktora alerjik durumunu bil­dirmesi gereklidir.

Alerjiler nasıl tedavi edilir ?

Birinci ve en önemli adim teşhistir. Alerji uzmanı hastanın ayrın­tılı hayat hikâyesini öğrendikten sonra alerjinin neden ileri geldi­ğini tespite çalışacaktır. Uzman doktor hastanın devamlı olarak bir hatıra defteri tutmasını ve bunda gün içerisinde her yaptığını ve her yediğini kaydetmesini isteyebilir. Kendisini tecrübe perhiz­lerine tâbi tutabilir. Geniş ölçüde cilt testleri gerekli olabilir. Alerjinin nedenleri bulunduktan sonra bunlardan birçokları meyda­na çıkmış olabilir. Bu nedenleri önleme yolları hastaya anlatılır. Eğer alerji yapan maddeyi önlemenin pratik bir yolu yoksa o za­man doktor alerjik halleri yok etmek için gereken yatıştırıcı ilâçlan tavsiye eder. Uzman doktor muhtemelen hastaya enjeksiyon yolu ile allerj enden meselâ çiçek veya ot tozu devamlı surette arttırılan dozlar enjekte ettirecektir. Bu enjeksiyonlar sayesinde has­tanın alerjik maddeye karşı direnci artacak ve ileride alerjik belir­tiler eksilecek veya tamamen ortadan kalkacaktır.

Eğer alerjinin bir ev hayvanından ileri geldiği anlaşılırsa, hastanın bu sevdiği hayvandan ayrılması şart mıdır ? ,

Evet. Bir hastanın bu hayvana karşı hassasiyetini ortadan kaldır­mak hemen hemen imkânsızdır.
Bir hastanın alerjisinin bir yemekten ileri geldiği anlaşılırsa bu yemeği yemekten vazgeçmekle alerjisinden kurtulabilir mi ?

Bu çok zordur. Çünkü birçok yemeklerde bulunan madde karışım­larını tesbit etmek imkânsızdır. Fakat hasta alerjik olduğu ve ken­disi tarafından bilinen gıda maddelerinden kaçınmasını öğrenme­lidir.

Antihistaminik ilâçlar ne derece tesirlidir ?

Piyasada temin edilebilen birçok antihistaminik ilâçlar saman nez­lesi ve ürtikere karşı çok tesirlidir ve bu alerji ileri azaltmakta yar­dımcı olurlar. Ancak astımda pek yararlı olmamaktadırlar. Üstelik bu ilâçların astımlı hastalara verilmemesi gerekir. Bazen küçük ço­cuklarda astım hallerinde antihistaminik ilâçlar kullanılabilir.

Alerjik hallerde verilen ACTH, kortizon ve başka «steroit» hormon­lar ne derece yararlıdır ?

Bu gibi ilâçlar, astım dahil, bütün alerjik durumlarda belirtileri azaltmakta faydalı olmaktadırlar. Ancak, alerjik neden başka yol­la kaldırılmadığı takdirde, ilâçların verilmesi durdurulduğu zaman alerjik belirtiler yeniden kendilerini göstermeye başlarlar. Bu gi­bi ilâçlar çok kuvvetli olduklarından ve zararlı birçok yan tesirler meydana getirebileceklerinden doktorlar bunları, ancak acil vaka­larda ve en inatçı alerjik hallerde kullanmayı uygun bulmakta­dırlar.

Bir hastanın alerjik bir hastalıkta herhangi bir doktora mı veya bir alerji uzmanına mı başvurması yararlıdır ?

Mümkün olduğu kadar bir alerjik hastanın bu alanda ihtisası olan bir doktora başvurması lâzımdır. alerji o derece kompleks bir ihtisas haline gelmiştir ki, ancak yıllarca bu yolda araştırmalar yapmış ve tecrübeden geçmiş uzmanlar başarılı olarak alerjileri teda­vi edebilmektedirler.

Vitaminler bir alerjiyi ortadan kaldırabilir mi ?

Hayır.

Sinüs enfeksiyonları bir alerjiden mi ileri gelir ?

Hayır, Sinüs enfeksiyonları alerjiden ileri gelmezse de, alerjik hastalar böyle enfeksiyonlara çok meyillidirler. Tam tersine sinüs enfeksiyonu olarak nitelendirilen birçok durum burun ailevilerin­den başka bir şey değildir.
Akne veya sedef hastalığı «psoriasis» bir alerjiden mi ileri gelir ?

Hayır.

Mantar nedir ?

Mantar bitkisel maddelerde yetişir. Ev kadınları bu bitkinin ekme­ği bozduğunu ve elbiseleri küflendirdiğini bilirler. Yılın sıcak ay­larında kuvvet bulan bu mantarlar buğday, mısır, yulaf, ot, yap­rak ve toprakta gelişir. Bu mantarların tozları çiçek tozlarından daha mikroskobik küçüklüktedir ve havada çok sayıda bulunur­lar. Çiçek tozlarından sonra bu mantar tozlar çeşitli mevsimlerde kendisini gösteren solunum organlarındaki alerjilerin en büyük nedeni olurlar. Mantar alerjisinin süresi çok uzundur. Çünkü bu tozlar topraklar karla örtülü oldukları zamanlar dışında devamlı havada bulunabilirler.

Ev tozu nereden gelir ?

Ev tozu kaynakları yün halılar ve kilimler, kuş tüyü yastıklar, pa­muk dolu şilteler, yorgan ve battaniyeler, kalın perdeler ve döşe­me eşyadan ileri gelebilir. Ne kadar temizlik yapılırsa yapılsın ev tozu daima bu gibi eşyaların bulunduğu odalarda vardır.

0 Çocuklarda Diş Çıkarma

DİŞLER NE ZAMAN ÇIKAR?

Ortalama olarak ilk diş 7. ay ortalarında belirir.Ancak bazan ilk diş üçüncü ayda erkenden ortaya çıkarken, bazan da on ikinci ay, hatta sonrasına sarkabilir. Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizin veya eşinizin dişleri erkenden çıkmışsa bebeğinizde de aynı şekilde olması olasıdır. Alttaki şekilde süt dişlerinin ortalama çıkış zamanlarını görebilirsiniz :

DİŞLER ÇIKARKEN NELER OLUR?

Diş çıkarma belirtileri dişlerin kendisinden iki-üç ay önce ortaya çıkabilir. Bu semptomlar çocuktan çocuğa değişir ve aslında bunların neler oldukları ve ne kadar ağrı verdikleri konusundaki görüşler de doktordan doktora değişmektedir. Ancak genellikle diş çıkaran bir bebeğin şu tecrübeleri yaşayabileceği kabul edilmektedir :

Salya Akıtmak : Birçok bebek iki buçuk-üç aylıktan başlayarak salya akıtır.Diş çıkarma bunu bazı bebeklerde diğerlerine göre daha çok arttırmaktadır.

Çene ya da yüzde kızarıklık : Bol salya akıtan bir bebekte ,çenede ve ağız çevresinde sürekli salya temasının yarattığı tahrişe bağlı olarak deride kızarıklık ya da çatlakların oluşması şaşırtıcı değildir. Bunu önlemek için gün boyunca periyodik olarak salyayı nazikçe silin ,bebeğiniz uyurken akan salyayı emmesi için de yatak çarşafının altına bir havlu koyun. Deride kuruma belirdiğinde yumuşak bir deri kremi ile o bölgeyi sürekli nemli tutun.

Hafif öksürük : Aşırı salya bebeğin zaman zaman tıkanmasına ve öksürmesine yol açabilir. Bebeğiniz soğuk algınlığı ,nezle ya da allerji belirtileri göstermiyorsa bunda endişelenecek bir durum yoktur. Bebeklerin dikkat çekmek ya da ses repertuarlarını zenginleştirmek için öksürüğü sürdürmeleri sık görülen bir durumdur.

Isırma : Bu durumda bir ısırık düşmanlık belirtisi değildir. Diş çıkaran bir bebek eline geçen her şeyi - bu kendi eli ,annesinin memesi ,yabancı birinin parmağı olabilir - ağzına sokarak dişetlerini rahatlatmaya çalışır.

Ağrı : Çıkmakta olan bir dişin baskısı altında dişetinde enflamasyon gelişir. Bu durum bazı bebeklerde dayanılmaz ağrılara yol açarken bazılarında hiç sorun oluşturmayabilir. İlk diş ve azı dişleri çıkarken en fazla sıkıntı yaratan dişlerdir.

Huzursuzluk : Enflamasyon arttıkça ve keskin diş yüzeye yaklaştıkça bebeğin dişetindeki ağrı sürekli bir hal alabilir. Kronik ağrısı olan herkes gibi sıkıntılı olabilir ve kendi normal halinden uzaklaşabilir. Bu huzursuzluk bazan haftalar boyunca sürebilir.

Beslenmeyi reddetme : Diş çıkarmakta olan bir bebek beslenmeyi reddedebilir. Katı yiyeceklere başlamış olan bir bebek bir süreliğine bu yiyeceklere karşı olan ilgisini yitirebilir. Ancak bu sizi endişelendirmemelidir. Çünkü bebeğiniz sıvı gıdalardan da gerekli besinleri alır ve dişi çıktıktan sonra iştahı yerine gelecektir.

İshal : Bunun diş çıkarma ile olan ilgisi çok şüphelidir. Bazı anneler her diş çıkardığında bebeklerinin ishal olduğunu söylerler. Bazı doktorlar büyük olasılıkla artmış tükrük salgısı nedeniyle diş çıkarmayla barsak hareketleri arasında bir bağıntı olduğunu düşünürler. Bazı doktorlar ise böyle bir bağıntının olduğunu kabul etmek istemezler ; belki de annelerin her ishali diş çıkarmaya bağlayarak önemli gastointestinal bozuklukların göz ardı edilebileceğinden çekindikleri için böyle davranırlar. Diş çıkardığı dönemde bebeğinizin dışkısının sulu olabileceğini bilin , ama iki dışkılamadan daha uzun süren ishali mutlaka doktorunuza bildirin.

Ateş : Ateş de tıpkı ishal gibi doktorların diş çıkarmayla bağıntılı olduğu konusunda tereddütle yaklaştıkları bir belirtidir. Dişetlerindeki şişme nedeniyle 38 C°'nin altındaki bir ateş diş çıkarmaya eşlik edebilir. Yine de bebeğinizin ateşi varsa diğer zamanlarda ne yapıyorsanız öyle davranın ve iki günde azalmazsa doktorunuza haber verin.

Uykusuzluk : Gece boyunca deliksiz uyuyan bebekler bile diş çıkarırken gece uyanmaya başlayabilir. Bu durumda hemen onu beslemeye çalışmayın. Bunun yerine kendi kendine tekrar uyumasını sağlayın.Gece uyanma da diğer problemlerde olduğu gibi ilk diş ve azı dişleri çıkarken daha fazla görülür.

Dişeti hematomu : Bazan çıkan bir diş dişetinde kanamaya neden olabilir , bu da mavimtrak bir leke olarak görülür. Bu hematomlar için endişelenmeye gerek yoktur ve tıbbi girişim gerektirmeden kendiliklerinden düzelirler. Soğuk kompres acıyı azaltıp iyileşmeyi hızlandırabilir.

Kulak çekiştirme , yanak kaşıma : Dişetlerindeki ağrı sinir yolları boyunca kulak ve yanağa yansıyabilir. Bebeklerin kulak enfeksiyonu olduğunda da kulaklarını çekiştirdiklerini unutmamak gerekir. Bebeğiniz diş çıkarsa bile kulak enfeksiyonundan kuşkulanıyorsanız doktorunuza danışın.

DİŞ ÇIKARKEN NELER YAPMALI?

Onlarca denenmiş tedavi yöntemi vardır. Bazıları işe yarar , bazıları yaramaz. Aşağıdakilerden bazılarını siz de deneyebilirsiniz :

Çiğneyecek bir şeyler vermek : Burada besin değerinden çok dişetlerindeki basıncı rahatlatmak amaçlanmaktadır. Bu nedenle de çiğnenen şey soğuk olursa yararı artar. Dondurulmuş çörek, soğuk bir muz, veya havuç, bir tülbente sarılmış buz parçası, lastik bir diş halkası. Bebeğinize çiğnemesi için ne verirseniz verin mutlaka yanında bulunun ve oturur pozisyonda olmasını sağlayın.

Dişlerini kaşıyabileceği şeyler : Bazı bebekler başlangıçtaki acı nedeniyle itiraz edebilir. Fakat bir süre sonra acı yerini rahatlamaya bırakır.

Soğuk içecekler : Bebeğinize bir biberon soğuk su verin. Biberonu reddederse bardakla vermeye çalışın. Bu sayede bebeğinizin su ihtiyacını da karşılamış olur ve ishal veya artmış salyayla kaybettiği sıvıyı yerine koyarsınız.

Soğuk yiyecekler : Buzdolabında soğutulmuş şeftali püresi, elma püresi, yoğurt, bebeğinize oda ısısındaki yiyeceklerden daha çekici gelebilir.

Ağrıyı azaltacak bir şeyler : Başka hiç bir şey işe yaramazsa parasetamol işinizi kolaylaştıracaktır. Doz ayarlaması için doktorunuza danışın. Doktorunuz önermediği sürece bebeğinizin dişetlerine başka bir şey sürmeyin. Bunun içine alkollü içecekler de dahildir.

0 Tırnak yeme alışkanlığı,Tırnak Yeme Hastalığı

Çocuğunuzun tırnak yeme davranışını, bağırarak, acı oje sürerek veya onu tehdit ederek çözemezsiniz. Önemli olan bu davranışın altındaki nedeni anlamanızdır. Bu sorunu da çocuğunuzla kuracağınız doğru iletişimle çözebilirsiniz.

Tırnak yemenin nedenleri ve görülme sıklığı

Tırnak yeme davranışı, erken dönemlerden itibaren çocuğunuzda gözlenebilecek bir durumdur. 2–3 yaş civarında ya da okul çağı çocukluk dönemlerinde de rastlayabilirsiniz. Bazı araştırmalara göre, 7–10 yaşlarındaki çocukların %30’u, ergenlerin ise %45’i tırnak yeme davranışını sergiliyor. Bu oran yaş ilerledikçe düşme gösteriyor, ancak yetişkinlerde de tırnak yeme davranışı gözlemlenmektedir.

Uzman Psikolojik Danışman Seçil Akaygün Cüntay: “Kızlarda tırnak yeme davranışının erkeklere göre daha sık görüldüğü söylenir, ancak kız çocuklarının sahip oldukları toplumsal rollerin de bu durumda etkili olduğunu unutmamalısınız. Özellikle okul çağı kız çocuklarında estetik kaygıların belirmesi ile bu davranışa dair düzenlemeler de ön plana çıkar.” diyor.

Çocuklar neden tırnak yer?

Tırnak yeme davranışının altında yatan nedenleri anlamanız ve uygun yaklaşım belirlemeniz ilk adımınız olmalı. Kaygı, en az yetişkinler kadar çocukları da olumsuz etkiler ve çocuklarda tırnak yeme davranışına sebep olan etkenler arasında yer alır.

• Okulda yaşanan önemli bir olay.
• Derslerdeki başarısızlığı.
Arkadaşlar ile yaşanan sıkıntı.
• Öğretmeni ile yaşadığı bir gerginlik.
• Travmatik etkisi olan bir olayı.
• Ev veya okul ortamında bulunan gergin ortam.
• Anne baba arası tartışma veya ev içi şiddet.
• Önemli bir yaşam olay; kardeş doğumu, taşınma, ebeveyn kaybı, boşanma gibi.
• Sınavlar, sınav öncesinde yaşanan yoğun tempo.
• Korkular.
• Erken çocukluktan çocukluğa, çocukluktan ön ergenliğe geçiş dönemleri.

Okul öncesi dönemde tırnak yeme davranışı

Çocuğunuzun yuvaya başlaması veya oyun parkında zor bir durumla karşılaşması, kaygı ve stres yaşamasına neden olduğu için tırnak yeme davranışı, bu gerginliğinin habercisi olabilir. Tırnak yeme ile birlikte veya bazen tırnak yeme davranışının öncesi ve sonrasında;

• Kendi saçını çekme ya da yolma,
• Parmak emme,
• Diş gıcırdatma,
• Sürtünme gibi davranışlar da gözlenebilir, çünkü tüm bu diğer davranışlar da çocuğunuzun bir gerginlik yaşadığının habercisidir ve durumdan duruma değişiklik gösterebilir.

Okul öncesi çağında, çocuğunuz birçok davranışı taklit yolu ile öğrenir. Tırnak yeme davranışını da sizden veya akranlarından görmüş ve taklit ediyor olabilir. Bu nedenle, çocuğunuzun yaşadığı gerginlik veya kaygı durumlarını incelerken, bu davranışın model olma yolu ile öğrenilip öğrenilmediğini de incelenmeniz gerekir.

Okul çağı çocuklarında tırnak yeme

Bu dönemde çocuğunuzun tırnak yeme davranışı, okul hayatındaki gelişmeler ve değişimleriyle doğru orantılıdır. Çocuğunuz; dersleri, sınavları, arkadaşları ile olan ilişkileri veya öğretmenleri ile yaşadıkları tecrübeleri nedeniyle tırnak yeme davranışını sergileyebilir. Bu dönemde sıklıkla yaptığınız uyarılar, çocuğunuzu da zor durumda bırakır.

Okul çağında olan ve tırnak yeme davranışı gösteren çocuğunuzun öğretmenlerinden bilgi almanız çok önemlidir. Bu çağdaki çocuğunuz bazen yaşadığı olayları anlatmak istemeyebilir. Bu nedenle, çocuğunuzun bilgisi dahilinde öğretmenleriyle görüşüp, tırnak yeme davranışını tetikleyecek bir durumun olup olmadığını öğrenmeniz önemlidir.

Uygun ebeveyn yaklaşımları

• Tırnak yeme davranışı konusunda çocuğunuza uygun şekilde yaklaşmanız çok önemlidir. Toplum tarafından da kabul görmeyen ve eleştirilen tırnak yeme davranışında ilk adım, çocuğun neler yaşadığı hakkında fikir sahibi olmanızla başlar.

• Tırnak yeme davranışının altında yatan gerginlik ya da sıkıntı konusunda çocuğunuzla konuşabilirsiniz.

• Tırnak yiyen çocuğunuza, “Beni çok üzüyorsun.”, “Bak hala bebek gibi davranıyorsun.” tarzı ifadeler kullanmayın. Tavrınız, onunla birlikte çözüm yolu bulmaya yatkın, yapıcı bir yaklaşım olmalıdır.

• Küçük yaşlarda, eline nesne veya oyuncak vermek, dikkatini dağıtmak, ilgisini başka tarafa çekmek gibi yöntemler kullanabilirsiniz. Yerine şeker, sakız veya kraker gibi geçici olmak üzere bazı nesneler koyabilirsiniz.

• Geri bildiriminizi tırnağını yerken değil, tırnak yemediği zamanlarda verin. Böylece tırnak yerken verdiğiniz olumsuz dikkatin yerini, yüreklendirici sözlerle vereceğiniz olumlu dikkat alacaktır.

• Siz de onunla birlikte bir alışkanlığınızı bırakmaya çalışın.

• Onunla birlikte bu davranışı ne zaman, nerede yaptığını, neyin tırnak yeme davranışını tetiklediğini gözleyin.

• Acı oje gibi teknikler kullanacaksanız, yukarıda anlatılan tüm prensipleri de hayata geçirdiğinizden emin olun. Sadece oje sürerek tırnak yeme davranışının yok olmasını ummayın, çocuğunuzun tüm çabalarını destekleyin.

0 Hamilelikte Ağız ve Diş Bakımı

“Her doğumda bir diş kaybedilir” düşüncesi şehir efsanesi mi ?

Ağız ve diş sağlığı konusunda farkında olmadan yaptığımız hatalar, kimi zaman telafisi çok güç sonuçlar doğurabiliyor. Buna rağmen, toplumumuzda her konuda olduğu gibi diş bakımı konusunda da kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek oldukça yaygın. Ağız sağlına özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönemde yani hamilelikte başvurulan yanlış yöntemler sebebiyle bazen sağlıklı dişler bile kaybedilebiliyor.Her hamilelik bir diş kaybettirir’ düşüncesi yüzünden çürük dişe razı gelmek, hamileyken diş taşı temizliği yaptırmamak, ağrı yapsa bile çürük dişi tedavi ettirmemek, gebelikte ağız gargarası yapmamak hamilelik döneminde ağız ve diş bakımında yaygın olarak yapılan hataların başında geliyor

Dişhekimine ne zaman gitmelidir ?

Hamilelik planlanıyorsa veya hamile olunduğundan şüpheleniliyorsa dişhekimi ziyaret edilmelidir. Ilk 3 aylık dönemin sonunda temizlik yapılması uygundur. Dişhekimi hamileliğin kalan dönemi için bir tedavi takvimi hazırlayacaktır. İkinci 3 ayda da ağız dokularında meydana gelen değişikliklerin ve ağız bakımının etkinliğinin değerlendirilmesi ile birlikte tekrar temizlik önerilebilir. Duruma göre üçüncü 3 aylık dönemde de tekrar randevu verilebilir fakat tüm bu seanslar mümkün olduğunca kısa süreli olmalıdır.

Hamilelik sırasında yapılmaması gereken işlemler var mıdır?

Genellikle acil olmayan işlemler de hamilelik sürecinde yapılabilir. Ancak herhangi bir diş tedavisi için en uygun zaman 4. Ve 6. aylar arasıdır. Şiddetli ağrının eşlik ettiği acil durumlarda tedavi hamileliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Anestezi ve ilaç verilmesini gerektiren durumlarda jinekolog ile irtibat kurulmalıdır. Ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya bırakılmalıdır.

Hamilelik döneminde diş röntgeni zararlı mıdır ?

Bu dönemde tedavi için çok gerekli degil ise pek rontgen çekılmemelidir.Ancak zorunlu durumlard ağız içinden 1-2 film alınabilir.Her ne kadar dişhekimliğinde çekilen röntgenlerde verilen radyasyon miktarı çok az ve karın bölgesine çok yakın değilse de gelişmekte olan bebeğin ışın almasını önlemek için mutlaka kurşun önlük kullanılması gerekir.Yine de ilk üç ay film çekilmesinden kaçınmak gerekir.

Dişler hamilelik sırasında daha çabuk mu çürür ?

Daha öncede de belirtildiği gibi “hamilelik döneminde annenin dişlerinden kalsiyum çekildiği ve bu nedenle her bebeğin anneye bir diş kaybettireceği” inancı kesinlikle doğru değildir. Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam yaratır. Bu dönemde dişlerin daha çabuk çürümelerinin nedenleri şunlardır;

Bebek beklenen dönemde tatlıya, aburcubura aşırı istek belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilir

İlk aylarda görülen kusmalardan sonra anne ağız bakımına yeterince özen göstermeyebilir.

Gebelik hormonlarının (östrojen, progestron) etkisi ile dişetleri daha çabuk kanayan anne, dişlerini fırçalamaktan kaçınır. İşte bu nedenlerden ötürü bu dönemde diş sağlığına daha özen göstermek gerekir.

Bebeğin diş sağlığı için alınması gereken önlemler var mıdır ?

Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı için protein,Avitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanısıra bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanısıra genel vücut gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilecektir. Bebeğin diş sağlığı konusunda bilgili olmak,çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olmasında ilk basamaktır. Bebeğin diş bakımı ve beslenmesi ile ilgili bilgi edininiz.

“Hamileyken antibiyotik kullandım” bebeğimin dişleri etkilenir mi?

Bu dönemde bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtmiştik. Ancak kullanılan her antibiyotiğin bebeğin dişlerinde lekelenmelere neden olduğu kanısı yanlıştır. Dişlerde renklenmelere neden olan antibiyotik grubu “tetrasiklinler”dir. Bunun dışındaki antibiyotiklerin renklenme yaptığı kanıtlanamamıştır.

0 Mikro Dişhekimliği

Mikro diş hekimliği diş çürüklerinin tedavisi için yei bir alternatid tedavi yöntemidir. Temel amacı ise çürüğü tamamen dişten temizlerken, gerçek dişe mümkün olduğu kadar az zarar vermektir. Air Abrasion denilen hava kullanılarak aşındırma yöntemiyle çürükler temizlenmektedir.

Hava ile aşındırma nedir?

Air abrasion hava ile toz karışımı vir spreye denir. Basınçlı olarak püskürtülen havanın içinde zımpara gibi gören gören küçük toz parçaları çürük üzerine fışkırtılır. Abrasion basıncı çok hassas şekilde ayarlanabilir. Diş çürüklerini nazik bir şekilde temizlediği ve sağlıklı kısımlara en az zarar veren tedavi şekli olarak ağrı ve sızısı olmayan bir yöntem olduğundan oldukça tercih edilir.

Mikro diş hekimliği demek teknolojinin son gelişmelerini diş tedavilerini daha rahat kılmaya yönelik hareketlerin tümüdür. Mesela dişinizi matkapla oymak veya iğne işi uyuşturma işlemleri mikro diş hekimliğinde ortadan kaldırılmıstır.
Ağrısız ve sızısız tedavi nasıl gerçekleşiyor?

Dişinizde ağrı hissini en aza çeken air abrasion sistemi aşındırıcı partiküller sayesinde çürük üzerine uygulandığında genel olarak pek fazla hissedilmez. Fakat bazı vakalarda çok az da olsa ağrı hissedilir, çürük çok ilerlemişse eğer derin kısımları temizlenirken hava basıncı ağrı yapabilir fakat bu korkulacak derecede değildir. Geleneksel çürük tedavisinde dişin çürümüş kısmı oyulur, bu yapılırken sağlıklı kısımlardan da biraz fire verilir. Havalı aşındırma bu sağlıklı kısımlardan nerdeyse hiç kayıp vermeden uygulanır. Genellikle çocuk diş hekimliğinde kullanılır. Anestezi gerektirmez.

Kompozit dolgu ile restorasyon

Abrasyon tekniği ile çürüğü dişten temizledikten sonra hiç bir işlem yapılmamışçasına doğan görünümlü, yakından uzakdan bakılsa dahi farkedilmeyen dişle aynı renkte olan kompozit dolgu ile dişin oyuk kısmı dol

0 Diş Kırılması

Diş Kırılması Durumunda Ne Yapılmalıdır ?

Diş kırılması/Diş yaralanması durumunda tedaviye yardımcı olabileceğinden -mümkünse- kırılan diş parçası koruma altına alınmalıdır. Diş kırılması sonrası otuz dakika içinde diş hekimine başvurulmalıdır. Kırılan bölgede kanama varsa temiz gazlı bir bez ile kompres yapılmalıdır. Buna rağmen kanama onbeş dakika içinde durmazsa en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir.

Diş kırılmaları, dişlerin yerlerinden oynaması ya da çıkması, ağız dokularında yaralanmalar ve beyin sarsıntısı genellikle basketbol, futbol gibi temas sporları yaparken düşme ve çarpmalar ya da trafik kazaları sonucunda meydana gelmektedir. Özellikle temas sporları yapan çocuklarda meydana gelebilecek ağız yaralanmalarını ve diş kırıklarınıengellemek için ağız koruyucusu (mounth guard) kullanılmalıdır.

Diş kırılması sonrasında, diş travma sebebi ile kendi yuvasında yer değiştirirse hafif bir parmak basıncı ile diş eski konumuna getirilmeye çalışılmalıdır. Dişi yuvasına yerleştirilirken kesinlikle zorlanmamalıdır.

Daimi dişin yerinden çıkması

Yerinden çıkan diş bulunmalıdır. Bulunan diş kuron (taç) bölgesinden tutulmalıdır. Dişi kök kısmından tutmak buradaki dokuların daha fazla hasar görmesine sebep olabilir. Dişin kök kısmındaki dokuların fazla hasar görmesi durumunda dişin yuvasına tutunması mümkün olmaz. Kuron (taç) kısmından tutulan dişin üzerinde bulunan yabancı maddeler hijyenik bir su ile yıkanmalıdır.

Diş kırılması durumunda, diş yüzeyi temizlenirken ovalama yapılmamalı ve kesinlikle fırça kullanılmamalıdır. Öncelikle diş yuvasına yerleştirilmeye çalışılmalıdır. Dişi yuvasına yerleştirilirken fazla kuvvet uygulanmamalıdır. Aksi taktirde diş ve diş yuvasında ciddi hasarlara sebep olunabilir. Diş yuvasına yerleştirilebilmişse yerinde sabit kalabilmesi için üzerine temiz bir gazlı bez konularak ısırılmalıdır. Bu şekilde en kısa zamanda diş hekimine gitmelidir. Eğer diş yuvasına yerleştirilememişse dişhekimine gidinceye kadar su ya da süt içinde muhafaza edilmelidir.

Diş kırılması sonrası yerinden çıkmış dişi tekrar kazanılması için diş dokularının fazla zedelenmemesi ve mümkün olduğunca çabuk dişhekimine başvurulması gerekir. Uygun şartlarda korunmuşsa ve en geç yarım saat içerisinde diş hekimine ulaştırılmışsa a reimplantasyon (dişin tekrar kendi yuvasın yerleştirilmesi) ile kurtulma şansı %90 dır.

0 Diş Çürügü,Diş Çürümesi ve Nedenleri

Şikayet
Derinizde ilk önce mavi, mor ya da siyah olan ve giderek sararan lekeli bölgeler oluşuyor. Çürükler derinizin altındaki kan damarlarının çatlaması ve kanın o bölgeye yayılmasıyla oluşur. Çürük, derinin altında akmış olan ve gözle görülebilen kandır. İyileşme süreci ilerledikçe, sızmış olan kan hücreleri patlar ve çürük yok olur.

Çürüklerin Nedenleri
Yaralanma: Düştünüz veya bir yere çarptınız. Şimdi o bölge siyah, mavi ya da mor oldu. Çürük, yaralanmaya karşı normal bir tepkidir, çürüğün büyüklüğü ve şekli darbenin şiddetine, yaralanan kısma ve çürümeye ne kadar eğilimli olduğunuza bağlıdır. derinin ince olduğu bir yeri (göz gibi) yaraladığınızda hem çürük hem de buna eşlik eden şişlik muhtemelen daha kötü olur. Çürük kadınlarda erkeklere oranla daha çok görülür ve orta yaşa gelen herkesin teni daha çabuk çürür. Yaşlıların ellerinin arkasında meydana gelen çürükler yaralanmadan bağımsız olarak meydana gelebilir. Çürüklerde hemen hemen her zaman kendi kendine tedavi yöntemleri uygulanır.

Demir eksikliği anemisi: Yüzünüz çok solgun, zayıfsınız, çabuk yoruluyorsunuz ve kolayca çürükler oluşuyor. Demir eksikliği anemisi, demir eksikliğinin kandaki alyuvarların yeterli miktarda oksijen taşıma yeteneğine müdahalesinin yol açtığı sık görülen bir durumdur. bu durum doktorunuzun gözetiminde demir alınmasıyla kolayca tedavi edilir.

Kanda trombosit bozukluğu: Çabucak çürük meydana gelmesinin yanı sıra derinizin altına küçük, nokta nokta kırmızı benekler fark ettiniz. Sık sık burnunuz ve dişetleriniz kanıyor, adetleriniz uzuyor, yorgunluk ve koyu renk büyük abdest söz konusu. Trombositler kanamayı önleme mekanizmasında yaşamsal bir rol oynar. Trombositlerde bir sorun varsa -sayıları azsa ya da gerektiği gibi çalışmıyorlarsa- vücudunuz çabucak çürür.

Kan damarı hastalığı: Vücudunuzda çabucak çürük oluşuyor, sık sık burnunuz kanıyor, ağzınız biraz kanlanıyor ya da derinizin altında küçük, kırmızı noktalar oluşuyor. Aynı zamanda kaşıntı, baş dönmesi, geceleri terleme, yorgunluk, baş ağrısı ve/veya bulanık görme söz konusu.

Diğer Nedenler
Aplastik anemi, hemofili, lösemi, lenfoma, lupus erithematosus, gıdasızlık,
karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı.

Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?
- Hemen havluya sarılmış buz veya dondurulmuş sebze paketini çürüğün üzerine koyun. Buz kanın damarlardan akmasını önleyecek ve siyah - mavi lekeleri en aza indirecektir.
- Çürük kol ve bacaklardaysa, bunları kalbin hizasından daha yükseğe kaldırın. Böylece kanın akmasını durdurmuş ve etkisini azaltmış olursunuz.
- Çürüyen yeri sakın ovmayın ve masaj yapmayın. Bu çürüğü daha kötü hale getirir.

Önlem
- Yeteri kadar C vitamini ve çinko almaya özen gösterin, çünkü bunlar çürüme eğilimini azaltır. Turunçgiller iyi bir C vitamini kaynağıdır, çinko ise kabuklu deniz hayvanlarında, sığır etinde ve piliçte bulunur.
- Vücudunuz kolayca çürüyorsa, ağrılara karşı aspirin ya da ibuprofen yerine asetaminofen (reçetesiz satılan ilaçlar bölümüne bakınız) kullanın. Asetaminofenin pıhtılaşmaya etkisi yoktur.

0 Ortodonti

Ortodonti tedavisi estetik diş hekimliğinde çok önemli bir yer tutar. Ortodonti tedavisi ile dişler çene kemiği üzerinde muntazam bir biçimde yerlerini alırken çene kapanış bozukluklarının neden olduğu eklem, baş, boyun ağrıları da giderilebilir. Ortodonti tedavisi kişiye tam bir çiğneme fonksiyonu kazandırarak mide problemleri ve sindirim sistemi sorunlarının giderilmesinde de etkin rol oynar. Ortodonti tedavisi dişleri daha düzgün sıralarken, dişlerinize daha iyi bakım yapabilmenize olanak sağlar, böylelikle dişlerinizde çürük riski azalmış olur.

Ortodonti Tedavisi Nedir?

Ortodonti dişhekimliğinin bir uzmanlık dalıdır. Önceleri estetik amaçla işe başlanmış zaman içerisinde sınırları genişletilip, bugünkü konumuna ulaşılmıştır. Ortodontist dişleri ve çeneleri düzeltmek için uzmanlığının getirdiği bilgileri,tedavi planını ve teknikleri sunar.

Ortodontik Tedavinin Süresi

Ortodontik tedavinin süresi anomalinin şiddetine göre değişmekle beraber ortodontik tedavi uzun sürelidir ve her aşama değişkenlik gösterir. Bazı kapanış bozuklukları tek fazlı bir tedaviyle halledilebilirken bazı tedaviler iki-üç fazda olmaktadır. İyi sonuç alınması hasta,ailesi,aile dişhekimi ve ortodontist arasındaki iyi bir takım çalışmasına bağlıdır. Ortodontist dişleri ve çeneleri düzeltmek için uzmanlığının getirdiği bilgileri,tedavi planını ve teknikleri sunar.

Yetişkinlerde Ortodontik Tedavi

Gelişen teknoloji, çocukken yapılamayan ortodontik tedaviyi yetişkinlikte mümkün kılmakta; kendi düzgün dişleri ile gülümsemesi kişileri daha mutlu etmektedir. Aslında dişleri ilgilendiren tedaviler hemen her yaşta yapılabilir; yeter ki dişler ve periyodonsiyum sağlıklı olsun. Fakat çene kemiklerini ilgilendiren anomaliler ileri yaşlarda ancak ameliyatla düzeltilir.

Ortodontiste Gitme Zamanı

Çocuklarda ilk dişlerin (süt dişleri) konumları hakkında çok fazla endişelenmeye gerek yoktur. Bu dişler arasında bulunan boşluklar, doğal gelişim göstergesidir. Erişkinlerin dişlerindeki gibi sıkı temaslar ileride meydana gelebilecek yer darlığı ve dolayısıyla dişlerde çapraşıklığın (çarpıklığın) göstergesi olabilir. Daimi dişler 6-7 yaşlarında sürmeye başlarlar ancak 7-9 yaşları arasında, kesici dişler sürene dek pek fazla problem gözlenmez.

Ortodontik Tedavi Yöntemleri ve Ücretleri

Temel olarak iki çeşit tedavi yöntemi var diyebiliriz. Kişinin kendisinin takıp çıkarabileceği hareketli aygıtlar ve doktor tarafından dişlere yapıştırılan sabit aygıtlar var. Bunlar da kendi içinde alt guruplara ayrılabiliyor. Örneğin hareketli aygıtlar: tedavi amaçlı veya tedavi sonrası pekiştirme amaçlı olabilir. yaşının da kişiden kişiye değiştiği gibi tedavi süresi de problemin karakterine göre değişiktir.

0 Diş Eti Hastalıkları ve Tedavisi

Diş eti hastalığı, dişi destekleyen dokuların iltihabı anlamına gelen periodontitir. Dişi değil. dişi çevreleyen dokuları etkileyen bir hastalıktır; çürüksüz dişler bile bu hastalık yüzünden kaybedilebilir.
Priodontitis çoğunlukla kronik seyreden bir hastalıktır, yani ağrı yapmadan seyreder. Bu hastalık var olmasına rağmen bir süre hiç fark edilmeyebilir. Hastalığın belirtilerini fark etmek genellikle zordur.

Belirtileri
• Diş etleri kanıyorsa
• Diş taşları oluşmuşsa
• Diş etleri büyümüşse
• Diş etleri çekilmiş, dişler uzamışsa
• Bazı dişler yer değiştirmiş ve araları açılmışsa
• Dişler sallanıyorsa
• Ağızda kötü bir tat ve kötü bir koku varsa; en kısa zamanda mutlaka bir diş hekimine gidilmelidir.

Sağlık Ağızdan Başlar
• Diş eti iltihabına Gingivitis denir. Hastalık ilerler, dişi destekleyen diğer dokulara yayılır ve kemik erimesi olursa PİYORE adı ile de bilinen PERİODONTİTİS meydana gelir.
• Diş eti hastalığının en önemli sebebi; ağzın temizlenmemesi sonucu dişlerin bütün yüzeylerinde ve diş eti birleşiminde biriken milyonlarca mikroptan meydana gelen ve mikrobiyal dental plak adı verilen birikintilerdir. Bu plak temizlenmezse mikropların ürettiği zararlı maddelerdir çürüklerine ve diş eti hastalıklarına sebep olurlar.
• Periodontal hastalığında en önemli sebep plaktır. Fakat bazı faktörler de hastalığı teşvik edebilir. Örneğin, yumuşak gıdalar daha az çiğnenir ve dişlere yapışır. Böylece plak daha kolay oluşur ve kalınlaşır. Şekerli yiyecek ve içecekler de aynı etkiye sahiptir. Ayrıca genel sağlığın kötü olması; bilhassa şeker hastalığı, kişinin bağışıklık sisteminin zayıf olması, beslenme yetersizliği, hamilelikteki hormon değişikliği ve bazı hastalıklar, dişleri destekleyen dokuları etkileyebilir.
• Diş eti hastalığı, genel sağlığımızı da olumsuz etkiler. Diş etinden çıkan iltihaplar farkına varmadan yutulur, mide ve barsağa geçer, oradan da kana karışır. Vücudumuzun her tarafına giden kan bilhassa kalp, beyin ve böbrek gibi hayati önem taşıyan organlarda harabiyete sebep verir.

0 Dişlerin Gelişim Bozuklukları

Ağızda kapanma bozukluklarına neden olan diş düzensizlikleri dişlerin çürümesini kolaylaştırır ve daha erken dönemde dökülmesine yol açar. Düzensiz dişler, alt ve üst çene arasındaki ilişkinin bozulmasına neden olabilir. Çiğneme ve temizleme güçlüğü yaratırlar, kötü ağız kokusuna yol açarlar.

Düzensiz dişlerin en önemli nedeni süt dişlerinin zamanından önce yitirilmesi olabilir. Bunun sonucunda çıkan kalıcı dişler birbiri üzerine gelecek biçimde yerleşebilirler. Düzensiz dişler konuşma bozukluklarına ve görünüm bozukluklarına neden olabilir.

Sigara dişlerde renk değişikliği yapar. Sigara içenlerin dişleri kahverengimsi bir renk alır. Canlılığını kaybetmiş olan dişler gri renkte görünür. Çocuklarda hatalı olarak kullanılan bazı ilaçlar da dişlerde renk değişikliğine neden olabilir. Aşırı derecede flor dişlerin sararmasına neden olabilir.

Hamilelikte ve süt çocukluğu döneminde kullanılan antibiyotik vb. bazı ilaçlar dişlerde kalıcı renk değişikliklerine neden olabilir. Bu nedenle hekim önerisi olmaksızın ilaç kullanılmamalıdır.

0 Diş İpi Nedir ? Diş İpi Kullanımı ! Diş İpi Nasıl Kullanılır ?

Diş ipi, ağız ve diş aralarında kalan yiyecek artıklarının uzaklaştırılması açısından çok yararlı bir araçtır. Çok küçük yaşlardan başlanarak uygun diş fırçalama ve diş ipi kullanma tekniklerinin öğrenilmesi gerekmektedir.

Dişler fırçalandıktan sonra diş ve diş eti çizgisi ile dişler arasında kalan yemek artıklarının temizlenmesi için diş ipi kullanılır. Bu artıklar en önemli çürük nedenlerindendir.

1. Otuz santimetre kadar diş ipi alınır. Diş ipinin bir bölümü bir elin orta parmağına diğer ucu da diğer elin orta parmağına dolanır. İpin bir bölümü ortada kalmalıdır.

2. Ortada kalan ip bölümü işaret parmağı ile geriye doğru itilir.İp, dişler arasından geçirilir. Bu hareket sırasında sert olunmamalıdır. İp diş etine kadar indirildikten sonra ağız boşluğuna doğru diş aralarını sıyıracak biçimde indirilir. Bu sırada diş etinin kesilmemesine özen gösterilmelidir.

3. Aynı uygulama diğer bir parça ip alınarak alt dişler için de tekrarlanır.

Sağlıkla İlgili Her Sorunun Çözümü İçin Tıkla

2 İmplats ,Dental İmplant (Diş Ekimi) Nedir?

'Dental implant' yada diğer adıyla diş ekimi eksik olan bir veya birkaç dişin fonksiyon ve estetiğini iade etmek için çene kemiğine yerleştirilen titanyum yapılara verilen isimdir. Bu yapılar sayesinde hastalarımız doğal dişlere en yakın fonksiyona kavuşmuş olurlar.

İmplant'ların çeşitleri var mıdır?

Evet. Seri kullanıma girdikten sonra değişik implant tipleri üretilmiştir. Ancak günümüzde en popüler olan implant tipi 'vida' şekilli olanlardır.

İmplantlar ile tedavi güvenli ve uzun ömürlü müdür?

Güvenli bir implant ortaya çıkarmak için yapılan çalışmalar 1809'dan beri sürmektedir. Günümüzde piyasa da mükemmele çok yakın, 28 yıllık klinik takipleri bulunan implantlar olduğu gibi nisbeten yeni implant markaları da bulunmaktadır. Bu konuda daha detaylı bilgiyi diş hekiminiz size verecektir.

Implantlar her vak'a da kullanılabilir mi?

İster tek diş, isterse birden fazla diş eksikliğinde eğer implant yerleştirmeye uygun miktarda kemik varsa, her vak'a için implant kullanılabilir.

Her hastaya implant uygulanabilir mi?

Implant vidaları belirli kalınlığı ve genişliği olan yapılardır. Bu nedenle implant konulması öngörülen bölgede, çene kemiğinin, bu implant vidasını kabul edecek yükseklik ve genişliğe sahip olması gerekmektedir. Varolan kemiğin kaliteside implant başarısını etkileyen faktörlerden birisidir. Ayrıca tedaviden önce ve implant ağızda kaldığı sürece dişetlerinin tamamen sağlıklı olması gerekmektedir. Hastanın genel sağlık durumu iyi olduğu sürece implant uygulamasını engelleyecek bir üst yaş limiti yoktur ancak kemik gelişimi tamamlanmamıs çok genç hastalara uygulanması tercih edilmeyebilir.

Implant yerleştirilirken acı duyar miyim?

Uygun anestezi yöntemlerinin uygulanması durumunda hayır. Operasyon sırasında hasta tercihine göre genel ya da lokal anestezi kullanılabilir. Genellikle implant'ın yerleştirildiği akşam duyulabilecek ağrı basit ağri kesiciler ile giderilebilir. Birçok hasta bu ağrinin normal diş çekiminden sonra duyulan ağrıdan farklı olmadığını belirtmektedir. Tedavinin problemsiz tamamlandığı vak'alar da implantların varlığını bile hissetmeyecek kadar rahat olursunuz.

Implantlar yerleştirildikten hemen sonra protezlerim takilabilir mi?

Hayır. Implant'ların kemik ile tam birleşmesini (Osteointegration) sağlamak için iyileşme dönemi olan ilk 3-6 ay boyunca implant üstüne gelen yüklerin en aza indirgenmesi gerekir. Ancak doktorunuz bu iyileşme süresinde size uygun bir geçici protez yaparak sizin fonksyonunuzu iade edecektir. Toplam tedavi süresi ne kadardır? İlk muayeneden, işiniz bitinceye kadar genellikle 12-15 ayrı randevuya gelmeniz gerekecektir. Bu randevuların süresi, yapılacak işin özelliklerine göre farklı uzunluklarda olacaktır. Tedavi alt çene için 5 ay gibi bir sürede bitirilebilirken üst çene için 8 ay kadar sürebilmektedir.

Implantların temizliği önemli midir?

Evet. Hem de çok önemlidir. Implantların ağiz içindeki yabancı cisimler olduğu düsünülürse temizliklerinin en az kendi dişleriniz kadar hatta daha da önemli oldugunu taktir edersiniz. Implantların temizlikleri belli bir öğrenme süreci gerektirse de, zor değildir. Ancak bu iş için yeterli zamanı ayırmanız gerekmektedir. Unutmamanız gereken şey, bu tip bir tedavinin başarılı olması için gerekli en önemli faktörün düzenli ağız bakımı olduğudur.

Implantlar üstüne yapılacak protezler nasıldır?

Implantlar üzerine yapılacak protezler vak'anın özelliğine göre değişik tipte olabilir. Yani bunlar kolayca temizlenmesi amacı ile hasta tarafından çıkartılabilecek şekilde olabileceği gibi ancak diş hekimi tarafından çıkartılabilecek şekilde de planlanabilir. Her iki planlamanın da avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır ve sizin için uygun olan tasarımı hekiminiz tedaviniz başlamadan önce size anlatacaktır.

Eksik her diş için 'bir' implant gerekir mi?

Hayır. Eğer eksik diş sayısı '1'den fazla ise implant uygulanacak bölgeye bağlı olarak tek bir implant 2 ya da 3 diş yerine hizmet verebilir. Implant vidası kemik ile kaynaşmaz ise (osseointegre olmaz ise) ne olur?

Doğru implant ve yöntem kullanılması durumunda böyle bir olasılık yok denecek kadar azdır. Bu tip bir başarısızlık genellikle cerrahi operasyonu takip eden ilk 6 ay içinde ortaya çıkar. Böyle bir durumda diş çekimi kadar kolay bir işlem ile implant yerinden çikartılmalıdır. Bu bölgedeki kemiğin iyileşmesini takiben yeni bir implant konulabileceği gibi, klasik tip protezlerden birisi de tercih edilebilir. Ancak, genellikle, 2'den fazla implant konulan vak'alar da arta kalan implantlar protezin de yeniden tasarlanması ile hizmet vermeye yeterli olmaktadır.

Implant tedavisi pahalı mıdır?

Maalesef, evet. Kullanılan tüm malzemenin ithal olması ve saglıklı implant üretimi için çok yüksek teknolojiye gereksinim duyulması tedavinin fıyatını belirlemektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar nedeniyle döviz kurlarında gözlenen artışlar da tedavinin maliyetini olumsuz etkilemektedir. Ancak kesin fiyat uzman hekimlerimizin sizi muayene edip, bu tedavi şekli için uygun bir hasta olup olmadığınızı belirlemeleri ve istediğiniz protez şekline göre değişecektir.

Implant tedavisi nerede ve nasıl elde edilebilir?

Bu tip bir tedaviye başlamadan önce yeterli ve doğru bilgi almanız, her şeyden önce, kendi sağlığınız açısından gereklidir. Bu konuda, yurtdısında doktora tezi yapmış uzmanlarımız size gereken tüm rehberliği verebilecek bilgi birikimine sahiptir. Bunun dışında diş hekimliği fakülteleri de doğru bilgilendirilebileceğiniz kuruluşlardır. Kliniğimizde çalışan tüm hekimler hastaların doğru bilgilendirilmelerinin en doğal hakları olduğuna inanmaktadır. Implant tedavisi, doğru seçilen vak'alarda ve usulüne uygun yapıldığı taktirde, hastaların yaşam kalitesini arttıran ve yüz güldüren bir tedavi yöntemidir. Bu denli başarılı bir tedavi yönteminden tüm dünya da olduğu gibi ülkemizdeki hastaların da yararlanması gerektiğine inandığımız için, implant tedavisi hakkında bilgi edinmek için yaptığınız başvurulardan herhangi bir ücret talep edilmeyecektir. Bu muayene sırasında tedavi'ye uygun bir hasta olup olmadığınızın ortaya çıkması için implant'ları yerleştirecek, üzerinin protezini yapacak ve daha sonraki periyodik dişeti bakımını üstlenecek uzman hekimlerin sizi muayene etmesi en doğru yöntemdir. Bu muayene sırasında sizden genel sağlık durumunuz hakkında bilgi alınacak ve gerekli görülürse birtakım tahlilleri yaptırmanız istenebilecektir. Bu aşama da ayrıca çeşitli röntgen incelemeleri ve ağzınızın modellerinin elde edilmesi gerekebilecektir.

Implant tedavisinde gözlenebilecek riskler nelerdir?

Ağiz içi ya da dişi tüm cerrahi işlemlerde gözlenebilecek risklerin ötesinde bir risk söz konusu değildir. Bunlar erken dönemde enfeksiyon ve allerji, protezlerin tamamlanmasından sonra ki geç dönemde ise yetersiz ağiz temizliğine bağlı iltihaplanmalar şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle erken dönem iyileşmesi sırasında sigara kullanmak enfeksiyon riskini arttırmaktadır.

Implant tedavisi hangi vak'alarda ne avantajlar sunar?

a)Alt çenede tamamen dişlerini kaybedip protez taşıyan hastalar: Bu hastalar protezin hareketine bağlı olarak sürekli ağrıdan (vuruk) ve iyi çiğneyememekten şikayetçidirler. Bu şikayet zaman içinde proteze destek olan kemik dokunun erimesi ile daha da artar hale gelir. Bu tip hastalarda implant tedavisi yukaridaki tüm şikayetleri ortadan kaldırdıgı gibi kemiğin erimesini de durdurmaktadır.
b)Üst çenede tamamen dişlerini kaybedip protez tasıyan hastalar: Üst protezler alt çene protezlerine oranla daha stabil olsalar da protezin damaği kapatan tasarımı tad alma duygusunu azaltıp mide bulantısına neden olabilmektedir.
c)Alt ya da üst çenede dişlerinin bir kısmını kaybetmiş hastalar: Bu hastaların şikayeti kancalarla tutunan protezin çirkin görüntüsü, ya da köprü yapılabilmesi için sağlam dişlerini kestirme zorunluluğu olarak sayılabilir.
d)Tek dişini kaybetmiş hastalar: Bu hastalar tek bir dişin restorasyonu için en az komşu iki dişi feda etmek zorunda olan hastalardır. Tek bir implant'ın yerleştirilmesi komşu dişleri kurtardığı gibi daha estetik ve fonksyonel sonuçların ortaya çıkmasına da neden olur.

Implant tedavisinin dezavantajları nelerdir?

Yüksek fiyat
Çok özenli ve zaman ayrılarak yapılması gereken ağız temizliği işlemi

Implant tedavisinin avantajları nelerdir?

Daha iyi çiğneyebilme - Her istediğini yiyebilme
Daha iyi estetik görünüm ve korkmadan öpüşebilme
Özgüvenin geri kazanılması ile daha mutlu bir sosyal hayat
Herşeyi yiyebilmeye bağlı olarak daha saglıklı ve dengeli beslenme

Implant muayenesinde neler yapılacak?

Bu muayene sırasında tedaviye uygun bir hasta olup olmadıgınızın ortaya çıkması için implant'ları yerleştirecek, üzerinin protezini yapacak ve daha sonraki periyodik dişeti bakımını üstlenecek uzman hekimlerin sizi muayene etmesi en doğru yöntemdir. Bu muayene sırasında sizden genel sağlık durumunuz hakkında bilgi alınacak ve gerekli görülürse birtakım tahlilleri yaptırmanız istenebilecektir. Bu aşama da ayrıca çeşitli röntgen incelemeleri ve ağzınızın modellerinin elde edilmesi gerekebilecektir.

Sağlıkla İlgili Her Sorunun Çözümü İçin Tıkla

0 Florür Nedir ? Florür Uygulaması!

Bilim adamları, flor miktarı eksik içme suyuna flor ekleyerek, bu suyu içen çocuk ve ergenlerde çürük sayısının azaldığını tespit ettiler. Günümüzde, bilim adamlarının kanıtı ise kesin: içme suyuna ve diş macununa flor katılması, özellikle çocuklar arasında çürükleri önlüyor. Özellikle çocukluk dönemi başlangıcında flor almak dişlerin gelişimine için yararlıdır. Flor, mine yapısının içerisine girer ve sürekli koruma sağlar. Dişhekiminiz ayrıca dişlerinizdeki sırçanın kuvvetlenmesine yardımcı olacak dişlerinizi florid ile boyayabilir.

Flor kullanımının sonuçları öyle etkileyicidir ki, günümüzde sadece diş macunları değil bazı içme suyu kaynaklan da florid içerir. Flor ucuz, güvenilir ve etkilidir. Yine de, insanların çok azı florlu su içmektedir. Eğer çocuğunuz varsa ve içme suyu şebekesi böyle bir işlem görmemişse, okullarınızda içme suyu için florlama isteyin. Buna ek olarak, florlu su içemeyen her yaştaki kişi, diş hekimi ya da doktor reçetesiyle elde edebileceği flor damlaları ya da tabletleri kullanarak yarar sağlayabilir.

Büyük yaştaki çocuklar, ergenler ve erişkinler diş çürümesine en duyarlı olanlardır. Bunlar için, diş hekimi tarafından uygulanacak flor tedavisi kadar, florlu ağız çalkalama sulan (diş suyu) da yararlı olabilir.

Hamilelerde ve 6. aya kadar çocuklarda ; floridli tabletler kesinlikle kullanılmamalıdır.

Florid dişlerinizdeki minenin sertleşmesine yardımcı olur. İçtiğiniz

sudaki florid asid etkisine karşı dişlerinizin dayanıklılığını

arttırır. Bu şekilde diş çürümesinin yavaşlamasına yardımcı olur.

Dişhekiminiz size içtiğiniz suda yeterli florid olup olmadığını

söyleyerek florid damlaları ile florid tabletleri alarak florid miktarının nasıl arttırılacağını gösterir.

Dişlerinizi temizlerken floridli diş macunu kullanmalısınız.

6.aylık - 3 yaşındaki çocuklarda ;

* içme suyundaki florid miktarı : 0.3 ppm den fazlaysa ; kullanılmamalıdır.

* içme suyundaki florid miktarı : 0.3 ppm den az ise ; sadece yüksek risk grubunda ( çürük oluşumu varsa ) günde 0.25 mg florid tableti kullanılmalıdır.

3.yaşından büyük çocuklarda ;

* içme suyundaki florid miktarı : 0.3 ppm den fazlaysa ; kullanılmamalıdır.

* içme suyundaki florid miktarı : 0.3 ppm den az ise ; günde 0.25 mg florid tableti kullanılmalıdır. Bu miktar yüksek risk grubunda ( çürük oluşumu olanlarda ) 0.50 mg olmalıdır.

Yetişkinlerde ; floridli tabletlerin kullanılmasına gerek yoktur.

Sağlıkla İlgili Her Sorunun Çözümü İçin Tıkla
 

WEB CİNİ Copyright © 2011 - |- Template created by O Pregador - |- Powered by Blogger Templates