0 Ultrabook Savaşları


INTEL'in 2008 yılında tanıttığı Atom serisi işlemciler üreticiler açısından hayli olumlu etkiler doğurdu. Çok sayıda uygun fiyatlı taşınabilir bilgisayar seçeneği alışveriş noktaların daki rafları süslemeyi başardı. 2008-2010 arasını kapsayan bu akimin 2011 içinde yavaşladığına şahit olduk. Düşük güç tüketimi ve maliyet avantajlan olup serin çalışan Atom işlemciler sayesinde çok hafif ve ufak boyutlu taşınabilir bilgisayarlar üretilebildi.Çoğu üretici artan Wi-Fi ağlari nedeniyle optik  sürücüyü  es geçti. Kolayca taşınabilen ve genel isjemler igin yeterli perfor-mansi sunan netbook'lan çok sevdik. Intel Atom'daki x86 destegi sayesinde Li¬nux, Windows XP ve Windows 7 Starter işletim sistemi yiiklii netbook'lar karşımıza çıktı. Araştırma sonuçlarına gore net-book sahiplerinin %60'i cihazlarni asla ev dışında kullanmıyor! Bu alanda akla gelen ilk isim olan Asus Eee PC dışında eğitim kurumlann da ..Devamı için tıklayın

0 Çok yararlı küçük programlar


Genellikle en büyük olanın en iyi olduğunu düşünürüz.Daha hızlı,daha geniş bellekli,daha güçlü...Konu donanım olduğunda hiç birşey aşırı olmuyor,fakat yazılımlar söz konusu olduğunda durum biraz değişiyor.Büyük,özelliklerle dolu araçlar ve uygulamalr çok iyi olsa da,genellikle uygulamaların biraz daha sınırlandırılmış olmasını tercih ediyoruz.

Bu yüzden her işin altından kalkan ve yer kaplamayan bazı küçük programlardan oluşan bir listeyi sizlere sunmak istiyorum.Her biri 3MB'dan küçük olan bu programları ücresiz olarak bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.Gelelim o programlara..Devamı İçin Tıklayın

0 Devlet Yerli Google Hazırlıyor


Hani yıllardır konuşulur ya neden bizden dünya çapında teknoloji şirketleri çıkmıyor diye. Herkes bu özlemi dile getirir ancak bir türlüde beklenen olmaz.Bir ara mynet acaba google veya yahoo gibi bir arama motoru olabilir mi diye düşünüldü ancak bunun olmayacağı anlaşıldı. Yıllardır Dünya piyasasına google hakim. Ona rakip olarak yahoo,ask,msn gibi şirketler çıktı ama yinede google!ı tahtından indirmeyi başaramadı. Tabii google yerel ölçekte rakipsiz değil.Mesela Rusya'da yandex çin'de baidu pazar hakimi ama yinede google'ın üstünlüğü tartışılmaz.Tıpkı dünyada olduğu gibi Türkiyede'de google pazara hakim.Ancak umarım bu olay yakında değişecek. İlk işaretleri geçen sene rus arama motoru yandex ile geldi.Şimdiki işaret ise ondan çok daha sevindirici.Sonunda hükümet bu işe el attı ve türk mühendisleri % 100 yerli arama motoru için çalıştırmaya başlattı.Sonuç olarak Ulaştırma Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığı Google gibi büyük bir arama motoru kurmak için harekete geçti. Bakan Ergün, yerli arama motoru çalışmasının ayrıntılarını paylaştı...

İşte o ayrıntılar

0 Video Seo - Mutlaka Kullanın


Etkili bir SEO çalışması yapabilmek için videoların önemi her geçen gün artmaktadır. Sitede kalma süresinin önemi son güncellemeler ile daha da önem kazanmıştır ve SEO açısından bakıldığında videolar, ziyaretçilerin sitede daha uzun süre vakit geçirmelerini sağlamaktadır.

Günümüzde online videolar, bilgi paylaşımı açısından oldukça önemli hale gelmiştir. En büyük video sitesi ünvanını elinde bulunduran Youtube sitesinin sosyal ağlar içerisinde paylaşılma oranı oldukça yüksektir. Facebook ve Twitter üzerinden günde milyonlarca Youtube video paylaşımı yapılmaktadır.

Etkili SEO teknikleri ile videoları arama sonuçlarında üst sıralara  çıkarmak ve kolay erişilebilir duruma getirmek mümkündür. Arama motorları bir videonun içeriğini anlayamazlar. Bu sebeple videolara uygulanan SEO yöntemleri; başlık, açıklama ve etiketlerden oluşmaktadır.

SEO Dostu Video Başlığı ve Açıklama Oluşturma

Video başlığınızı oluştururken başlık yapısını aranma ihtimali en yüksek olacak şekilde oluşturmanız, videoya erişimi kolaylaştıracaktır. Başlık içerisinde, açıklamada ve etiketlerde anahtar kelimeler mutlaka geçirilmelidir. Anahtar kelimelerinizi seçerken, Google Adword Anahtar Kelime Aracı’nı kullanarak hangi kelimelerin ne oranda kullanıldığı hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Youtube video başlıkları en fazla 100 karakter şeklinde oluşturulabilmektedir. Başlığın ilk kelimesinin anahtar kelimeniz olması büyük avantaj sağlayacaktır.

İzleyiciler videoyu izlemeden önce video hakkında bilgi almak isteyeceklerdir. Video açıklaması SEO açısından çok önemli bir bölümdür. Arama motorları videonuzu indekslerken bu açıklamadan yararlanacaktır. Youtube videolarına 5000 karakter uzunluğunda açıklama  eklenebilmektedir. Bu nedenle bu alan çok dikkatli bir şekilde kullanılmalı ve SEO açısından kusursuz hale getirilmelidir.

Başlık içerisinde kullanılan anahtar kelimeler, açıklama bölümünde de mutlaka yer almalıdır. Abartıya kaçmadan anahtar kelimeleri ve eş anlamlılarını açıklama kısmında ve etiketlerde kullanmalısınız.

Etiketler ise anahtar kelimeleriniz dışında izleyicilerin arama ihtimali olan alternatif anahtar kelimeler olarak düşünülebilir. Etiketler için uzunluk sınırlaması 120 karakterdir. Videoyu upload atmeden önce, ana anahtar kelimeniz ilk başta olmak üzere, mutlaka etiketleri oluşturmalısınız.

Son olarak videolarınızı çeşitli sosyal medya ağlarında, forumlarda ve bookmark adıyla bilinen sosyal imleme sitelerinde paylaşarak daha fazla izlenmesini sağlayabilirsiniz.

0 Bu Yöntemler Sitenize Ceza Aldırabilir


Sizlere paylaşacağım konu web site sahiplerinin yakından ilgilendiği ve çok önem verdiği seo ile alakalı.Web sitenizin ziyaretçi trafiğinde ani düşüşler mi yaşanıyor? Belki de Google Web Yöneticisi Araçları tarafından gönderilmiş, sitenizde doğal olmayan SEO yöntemleri kullanıldığına dair bir bildirim almış olabilirsiniz.

SEO cezaları her web sitesi için geçerli olabilir. Asla web sitenizin hiç bir zaman ceza almayacağını düşünmeyin. Ceza aldıktan sonra sitenizi bu olumsuz etkilerden ve hasardan kurtarmak mümkün olsa da, aşağıda belirtilen sebeplerden kaçınarak sitenizin SEO cezalarına maruz kalmasını önleyebilirsiniz.

1. Ucuz Spam Bağlantılar
“10 TL karşılığında 10.000 Backlink” gibi reklamlara sıklıkla rastlayabilirsiniz. Bu ucuz ve kalitesiz linkler siteye olumlu hiç bir etki sağlamayacağı gibi SEO cezalarını büyük ölçüde tetiklemektedir.

2. PageRank İçin Alınmış Ücretli Bağlantılar
Reklam amaçlı bağlantılar satın alabilirsiniz, ancak bunların sponsor bağlantı ve no follow olarak verildiğine emin olmalısınız. Aksi takdirde tek bir amaç için link satın alma işlemi Google Web Yöneticisi Araçları kurallarını ihlal etmektedir.

3. Link Değişimi
Siteler arasında uygulanan link değişimi, Google tarafından manipülasyon girişimi olarak algılanmaktadır ve sitenizin ceza almasını sağlayabilir.

4. CSS, JavaScript veya diğer dosya türleri içerisindeki gizli bağlantılar
Arama motorları botlarının her geçen gün daha da gelişmesiyle, dosya türlerini taramak ve anlamak mümkün hale gelecektir. Sonuç olarak genelde CSS veya JavaScript içerisinde tutulan gizli bağlantılar, link sayısını arttırmak için etkili bir yöntem değildir.

5. Anchor Text Kullanımı
Backlink alınırken sadece belirli SEO anahtar kelimeleri üzerinden alınması, doğal olmayan link izlenimini arttırarak sitenizin ceza almasına yol açabilir.

6. Link Building Süreci
Link yapısını oluştururken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri süreçtir. Belli bir zaman diliminde, backlink sayınızdaki aşırı artış sitenizde manipülasyon izlenimi yaratacaktır. Bunun yerine daha az sayıda ancak kaliteli linkler almaya özen göstermelisiniz.

7. Yabancı Dil İçerikli Sitelerden Alınan Linkler
Siteler arasındaki alaka düzeyi link alırken büyük önem taşır. Alakasız sitelerden alınan bağlantıların sayısı arttıkça, SEO açısından olumsuz etki sağlayacaktır. Yabancı dil sitelerden alınan bağlantılar da aynı ölçüde alakasız sayılmaktadır.

8. Blog Linkler ( Yorumlarda Bulunan Linkler )
İnternetin en popüler öğelerinden biri bloglardır. Bloglara yapılan yorumlar ve bu yorumlara eklenen linklerin etkisi son zamanlarda oldukça azalmıştır. Öyle görünüyor ki yakın gelecekte bloglardan alınan linkler ceza sebebi bile olabilir. Bu yüzden blog linklerden kaçının.

9. Footer Linkler
Footer linkler, bir sitenin her sayfasında göründüğünden dolayı, Google tarafından manipulasyon gibi algılanabilir. Link yapınızı oluştururken özellikle içeriklerden link almaya özen göstermelisiniz. Footer linklerin hangi siteden alındığı çok önemlidir. Bu konuda dikkatli olmanızı tavsiye ediyorum.

10. Site İçerisindeki Kırık Linkler
Sitenizdeki bağlantıların ve backlink aldığınız bağlantıların çalışıp çalışmadığını analiz etmek için ayrıca bir zaman harcamanız gerekmektedir. Çünkü çalışmayan bağlantılar, ziyaretçiler için kötü bir deneyim olacak ve sitenizin değerlerinde düşüş yaşanacaktır.

11. Çok Fazla SEO
Sitenizde uygulayacağınız aşırı SEO teknikleri, sitenizi doğallıktan uzaklaştıracaktır. Sitenizin optimizasyonunu arama motorlarına göre değil, büyük ölçüde ziyaretçilerinize göre düzenlemelisiniz.

12. Sitenin Sık Sık Kapanması
Sitenin uzun süre kapalı durması veya sık sık kapanması, Google için gerekli özenin gösterilmediği izlenimi yaratacak ve sitenin SEO cezalarına maruz kalmasını kolaylaştıracaktır.

13. Kopya İçerik ve Düşük Kaliteli İçerik
SEO konusunda belki de en önemli noktada yer alan içerikler tamamen özgün olmalıdır. Başka sitelerden alınan kopya içerikler veya sitede yer alan yinelenen içerikleri mutlaka özgün hale getirmelisiniz.

Google son algoritmasında, sadece özgün değil aynı zamanda kaliteli içerik istediğini duyurmuştur. İçeriklerin belli bir uzunlukta olması, başlıkla alakalı olması, anahtar kelime bazlı değil insanları bilgilendirmek amaçlı yazılmış olması çok önemlidir.

Ayrıca siteyi içerikle doldurarak, anlaşılmaz ve karışık içerik çöplüğü haline getirmek, geleceğin muhtemel ceza konularından biri olacaktır.

14. Meta Etiketleri
Meta etiketleri; arama motoru botlarının siteyi tararken ilk önce baktığı kodlardır. Meta etiketlerini anahtar kelime ile doldurmak, olumsuz bir etki yaratacaktır. Meta etiketleri tabii ki anahtar kelimeleri içermelidir. Ancak herşeyin fazlasının zarar olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.

15. Gizlenmiş Sayfalar
Sitedeki bütün sayfalar arama motorlarına açık olmalıdır. Sayfaları gizlemek Google web yönetici kurallarına aykırı olduğundan SEO cezası almayı kolaylaştırır.

Tabii ki bunların hepsini akılda tutmak ve uygulamak her zaman mümkün olmamaktadır. Ancak SEO dünyasındaki gelişmeleri sürekli olarak takip ederek kendi SEO stratejinizi oluşturmanız gerekmektedir. Algoritmalarda yapılan güncellemelerin amacı, kullanıcıya en doğru sonuçları göstermektir. Biz de bu güncellemeleri takip ederek SEO çalışmalarımızı gerçekleştirmeliyiz.

etiketler : seo öğreniyorum,hatalı seo,seo cezası,seo cezaları,etkili seo,doğru seo teknikleri,hatalı seo teknikleri,google cezası

0 SWF Nedir ?


Bir dosya formatı olan SWF ("Small Web Format"), çoklu ortam ve özellikle vektörel çizim konusunda başarılı olan Adobe Flash programının çıktısıdır. İnternette animasyon, video ve etkileşimli oyun sitelerinde oldukça fazla kullanılmaktadır. Çoğu internet tarayıcısı SWF formatını desteklemekle beraber, Flash Player tarafından oynatılabilir.

SWFnin Açılımı: SWF ilk başta "Small Web Format" yerini tutmaktaydı. Sonradan, Macromedia tarafından "Shockwave Flash" olarak değiştirilmişti. Daha sonradan, şirket, "Shockwave" ibaresinin sadece Director ile bağlantılı olduğunu ve onun kısaltmasını swiff ya da swoff olarak bildirdiği zaman, yeniden "Small Web Format" adlandırmasına geri dönülmüştür.

0 HTML 5 Nedir ?


Arkadaşlar özetlemek gerekirse HTML5, internet'in çekirdek teknolojilerinden HTML işaretleme standardının beşinci sürümüdür.Internet Explorer, Mozilla Firefox ve Opera tarayıcılarının güncel sürümleri tarafından kısmen desteklenmektedir, Kısaca H5 Google Chrome ve Safari tarayıcılarının güncel sürümleri üzerinde, deneme aşamasında da olsa çok daha iyi bir şekilde çalışmaktadır. Günümüzde kullanılan HTML 4.1 sürümü, CSS desteğiyle ne kadar düzenli ve sağlam bir yapıda kodlanırsa kodlansın, yine de fazladan yazılan kodların işlevselliği bozduğu bilinmektedir. Bu yüzden HTML 5 bu ihtiyaçları karşılamak adına geliştirilmeye başlanmıştır. Video paylaşım sitesi Youtube, deneme aşamasında HTML5'i kullanıcılarına sunmaktadır.

0 Vps nedir? Reseller nedir? Host nedir?


Host nedir? reseller nedir? vps sunucusu nedir? konularını sizlere basit şekilde anlatmak istiyorum. Umarım faydalı olur.

Host: Sayfanızın yüklü olduğu alandır.(siteniz site içindeki dosyalarınızın veya yazılarınızın internet üzerinde yayınlanması için gerekli alan)

Reseller: Bir çok site alanı(host) oluşturabileceğiniz sunucu.Reseller ile (hiç bir alt yapıya sahip olmadan host ticareti yapmanızda mümkündür.)

Vps sunucusu:Virtual Private Server,vps sunucunuzla ile kendinize küçük küçük sunucular oluşturabileceğiniz sunucudur. Vps ile kendinize resel paketleri ve host paketleri oluşturabilirsiniz.Vps ile host ve reseller ticareti yapmanızda mümkündür.

0 Macromedia Flash Nedir ?


Hemen hemen her bilgisayarda yüklü olan bir yazılımdan flashtan bahsetmek istiyorum.Flash Macromedia firmasının çıkarmış olduğu ve gerek internette gezinenler gereksede webmasterların ve grafikçilerin gözdesi olan Windows ve Mac OS işletim sistemleri üzerinde çalışabilen bir grafik programıdır. Her şey önce Macromedia firmasının 1997 yılına Future Splash Animator adlı programı satın almasıyla başladı.

Daha sonra bu program yeni adıyla yani Flash'ın ilk sürümü olan 2.0 olarak karşımıza çıktı. Daha ilk yılını tamamlamadan 1997 yılında Macromedia Flash 3.0 geliştirdi. Hiç kimsenin onun bu kadar yaygın olacağını ummadığı programla hazırlanmış pekçok site, ziyaretçilerine cezbedici, özel, çarpıcı, ilginç ve eğlenceli bir şekilde kendilerini sunarak onların daha uzun süre sitede kalmasını sağlıyorlardı.

1999 yılında Flash 4.0 piyasaya sürüldü. 2000 yılında Flash 5.0 , 2002 yılındada Flash Mx (6.0), 2005 yılında Flash 8 ve son olarak 2007 yılında Flash CS3(Adobe) çıktı.Çıktığı yıldan beri yoğun rağbet gören bu program, gösterdiği performansla önümüzdeki yıllarda da adından söz ettirecek gibi görünüyor. Flash çalışma tekniği olarak vektör grafik kullanıyor. Flash animasyonlarının, çizgi filmlerinin, efektlerinin temelinde aslında matematiksel işlemler yer alıyor.Yani Flash'ta çizdiğimiz her şey aslında tek tek piksellerden oluşturulmak yerine ,tamamen matematiksel denklemler üzerine kurulu oluyor.Bu yüzden flash ile çizdiğimiz bir nesneye istediğimiz kadar zum yapalım normal piksellerden oluşan grafiklerdeki oluşan basamaklı görüntü görülmez.

Flash ile beraber Macromedia grafiksel animasyonları ve arayüzleri yaparken daha kullanıcı dostu ve etkileşimli yapıya sahip olması için ActionScript adı verilen bir dili de kullanmamıza olanak sağladı.

etiketler:flash nedir,flaş nedir,macromedia flash nedir,macromedia flash hakkında bilgi,macromedia flash ne işe yarar,macromedia flash tarihi

0 Grafik Tasarım Nedir ?


Grafik tasarım bir mesajı iletmek için metnin ve görsellerin algilanabilir ve gorulebilir bir düzlemde organize edilmesidir. Baskı, ekran, hareketli film, animasyon, iç mimari, paketleme gibi birçok ortamda uygulanabilir. Temel ilkeleri hizalama, denge, karşıtlık, vurgulama, hareket, görüntü, oran, yakınlık, tekrarlama, ritm, ve birliktir.Grafik tasarım işleri yapanlara genellikle Grafiker denir.

İnternet üzerinden yapılan grafik tasarım yarışmaları kullanıcıları hem bu sanata teşfik etmekte hemde çalışmalarını ödüllendirmektedir.

etiketler:grafik tasarım,grafik tasarım nedir,grafik tasarım ne işe yarar,grafik tasarım nasıl yapılır,grafiker,grafiker nedir,grafik tasarım nasıl yapılır

0 Paypal Nedir? Paypal Ne İşe Yarar ? Paypal Nasıl İşler ?


Paypal nedir?

Paypal, kredi kartı kullanmadan, internet üzerinden güvenli alışveriş yapmanızı ya da istediğiniz kişiye sadece bir e-mail adresi aracılığıyla parayollayabilmenizi sağlayan bir nevi online bankacılık sistemidir.

Sistem nasıl çalışıyor?

Paypal Belçika, Almanya, Avusturya, Fransa, İsviçre, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yerel web siteleri bulundurarak bu ülkelerde sorunsuz çalışıyorsa da Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 37 ülkedeki kişiler
tarafından belli kısıtlamalarla kullanılabiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Türkiye’nin de dahil olduğu bir grup ülkede bulunan yerel bir banka hesabına ödeme yapılamaması. Paypal ile Amerikan Doları ve Yen gibi birden çok para birimini kullanarak ödeme alabilir veya yapabilirsiniz. Bu para birimleri arasındaki değişimleri Paypal otomatik olarak yaptığı için parite gibi detaylarla uğraşmanız gerekmiyor. Tabii bu işlemler için belirli
bir ücret alınıyor. Gelin isterseniz üye olarak Paypal’a ilk adımımızı atalım.

Paypal üyelik işlemleri

www.paypal.com adresine girdikten sonra sol üst kısımda bulunan Sign Up linkine tıklayın. Açılacak ilk sayfada öncelikle hesap türünüzü belirlemeniz gerekiyor. Bu hesap türleri Personal ve Business olarak ikiye ayrılsa da,Personal hesap türü daha sonra Premium hale getirilebiliyor. Personal hesap türü kişisel kullanım için tasarlanmış olup, internet üzerinden ürün alımında kullanılabiliyor ve bunu e-mail adreslerini kullanarak yapıyor. Eğer aynızamanda e-mail yoluyla veya kredi kartları ile para almak isterseniz bu durumda Premium Account türüne geçiş yapmanız gerekiyor. Eğer işiniz için tüm alım-satım işlemlerinde Paypal kullanmak isterseniz bu durumda Business seçimi yapmanız gerekiyor.Biz başlangıç olarak Personal hesap türünü seçiyoruz ve bunun yanında bulunan listeden de Turkey seçimini yapıyoruz. Daha sonra Continue düğmesine basarak bir sonraki sayfaya geçiyoruz. Bu ekranda isim adres bilgilerini doldurup bedava olmayan e-mail adresimizi ve Paypal için belirlediğimiz şifreyi yazıyoruz. Daha sonra şifre kaybı gibi durumlarda gerekli olan iki gizli soruyu seçip cevaplarını yazıyoruz. Hesabımızın Premium olup olmamasını istemediğimize karar vereceğimiz soruya Yes ve No olarak cevap veriyoruz. Eğer bu seçime Yes cevabı verirseniz para yollamak halen bedava iken para alma durumunda belirli oranlarda kesinti yapılacağını söylememiz gerekiyor. Bunlarla ilgili detaylı bilgileri Learn More linkine tıklayarak öğrenebilirsiniz. Ardından Paypal kullanıcı sözleşmesin onay vermek için Yes seçimini yapıyor ve yine sözleşmenin anlaşılıp anlaşılmadığına dair soruya da Yes cevabını veriyoruz. Daha sonra Sign Up düğmesine basarak bir sonraki aşamaya geçiyoruz. Bu sayfada Paypal ile para yollayabilmeniz için gerekli olan kredi kartı bilgilerini giriyoruz. Dilerseniz Cancel düğmesine basarak bu işleminizi sonraya erteleyebilirsiniz. Bu işlemleri bitirdikten sonra e-mail adresinize gelen linke tıklayarak hesabınızı aktif hale getirebilirsiniz. Bu işlem de tamamlandıktan sonra artık Paypal üyesi oluyorsunuz.

Genel Paypal kullanımı

Aktivasyon işleminden sonra göreceğiniz gibi My Account bölümü altında hesabınızın detaylarına ulaşabiliyorsunuz. Gelin isterseniz bu bölümleri tek tek inceleyelim.

Overview

Bu bölümden hesabınıza genel bir bakış yapabilirsiniz. Eğer hesabınıza bir kredi kartı eklemediyseniz, ekranın sol bölümünde bulunan Add Credit Card linkine tıklayarak kredi kartı eklemesi yapabilirsiniz. Yine ekranın solunda bulunan Upgrade Account linkine tıklayarak hesabınızı genişletebilirsiniz.

Add funds

Daha çok ABD’de banka hesapları bulunan kullanıcılar için tasarlanmış. Kredi kartı kullanmadan banka hesabınız üzerinden Paypal hesabınıza para yüklemeniz mümkün. Eğer Türkiye’de yaşıyorsanız, bu bölümü kullanamazsınız. Ancak kredi kartı eklediyseniz, Paypal hesabınızda para olmasa da başka hesaplara para aktarabilirsiniz. Göndereceğiniz miktar kredi kartınızdan otomatik olarak çekilir.

Withdraw

Benzer şekilde ABD bankalarında bir hesabınız varsa bu bölümden Paypal hesabınızda bulunan parayı bu hesaba geçirebilirseniz.

History

Tarih ya da geçmiş bölümü olarak düşünülmesi gereken bu bölüm yardımıyla geçmişte Paypal üzerinden yaptığınız tüm işlemleri görebilirsiniz.Resolution center Çözüm alanı temelde Paypal hesapları kullanılarak alınmış bir ürünün sorunlu olması veya ücreti ödenmiş hizmetin alınamaması gibi durumlar için kullanılıyor. File a Claim linkine tıklayarak Paypal kullanarak yapmış olduğunuz bir alışveriş için hak talebinde bulunabilirsiniz.

Profile

Bu bölümden Paypal hesabınız ile ilgili temel tüm ayarlamaları yapıyorsunuz.Profile bölümü Account Information (hesap bilgileri), Financial Information (finasal bilgiler), Selling Preferences (satış tercihleri) olmak üzere üçe ayrılıyor. Credit Cards linkine tıklayarak kredi kartı bilgilerini ve fatura adreslerini girebilirsiniz.

Para yollama

Send Money bölümüne tıklayarak para yollama bölümüne girdikten sonra göreceğiniz gibi Pay Anyone ve Pay For eBay Items olmak üzere iki alt bölüme ulaşabiliyorsunuz.

Pay anyone

Öncelikle Recipient’s Email bölümüne alıcı kişinin e-mail adresini yazıyorsunuz. Altında bulunan Amount bölümüne yollayacağınız para miktarını giriyorsunuz. Currency bölümünden yollayacağınız paranın birimini belirliyorsunuz ($,€). Kayıt olurken belirlediğiniz para birimi dışında bir para birimiyle para yollayacaksınız, bu işlemden bir miktar komisyon kesileceğini unutmamalısınız. Type bölümüne ise parayı yollama nedeninizi yazıyorsunuz. Subject ve Note bölümleri ise alıcıya yollanacak bilgilendirme mailinde kullanılıyor. Bu yüzden doldurmak zorunlu değil.

Pay for items

Bu bölüm özellikle eBay’den alışveriş yapan kullanıcılar tarafından kullanılmaktadır. Böyle bir düşünceniz yoksa bu bölümü es geçebilirsiniz.

Para talep etmek

Paypal’da iki şekilde para talebinde bulunabilirsiniz.

Create a money request

Bu ekranda e-mailini yazacağınız kişiden para talebinde bulunabiliyorsunuz.Basit olarak tasarlandığı için ilgili bölümleri doldurmada zorlanmayacaksınız.

Create an invoice

Invoice (fatura) bölümü para talebinin biraz daha gelişmiş halidir. New Invoice ile oluşturacağınız yeni faturaya talep ettiğiniz ücretleri ve bunların detaylarını yazabiliyorsunuz.

Merchant tools

Paypalı yoğun olarak para girişleri için kullanan kişilerin işine yarayabilecek bir bölüm. Bu bölümde düğmeler oluşturarak web sitenize koyabilir ve ziyaretçilerinizden size bağış ya da ödeme yapmasını sağlayabilirsiniz. Burada hazır butonlar bulabileceğiniz gibi kendi istediğiniz ya da belirlediğiniz düğmeleri de kullanabilirsiniz.

etiketler : paypal nedir,paypal ne işe yarar,paypal hesap oluşturma,paypal hesap nasıl alınır,paypal türkçe hesap alma,paypal nasıl kullanılır,paypal ile para alma,paypal para alma,paypal özellikleri

0 El Cerrahisi ve Plastik Cerrahi


El yaralanmaları, dejeneratif hastalıklar ve doğumsal eksikliklerin tedavisinde son yıllarda belirgin bir ilerleme görülmüştür. Bu ilerlemenin sağlanmasında plastik cerrahlar önemli rol oynamışlardır ki onların ana ilgisi hem fonksiyon hem de görüntüyü düzeltmektir.Bu yazı size sık görülen el problemlerinin neler olduğunu, plastik cerrahların bu problemleri düzeltmek için neler yaptıklarını ve sonuçlarını anlatmak için tasarlanmıştır. Bütün sorularınızın cevaplanması mümkün değildir, çünkü her problem kendine öz olup, bireysel farklılıklara bağımlıdır. Eğer prosedür hakkında anlamadığınız bir konu varsa mutlaka doktorunuza sorunuz.

Eğer el ameliyatı olmayı düşünüyorsanız !
Eğer el ameliyatı olmayı düşünüyorsanız, bir plastik cerrah ile görüşmek iyi bir başlangıç noktasıdır. Cerrahınız sizi değerlendirecek, tedavi metotlarını size anlatacak ve cerrahinin gerekli olup olmadığına karar verecektir. Eğer ameliyata karar verilirse, detaylı bir şekilde cerrahi prosedür, cerrahinin nerede yapılacağı(muayenehane, klinik veya hastane), anestezi tipi ve kullanılacak cerrahi teknikler, muhtemel risk ve istenmeyen sonuçlar, iyileşme ve rehabilitasyon süresi ve fonksiyon ve görüntüdeki muhtemel sonuçlar konuşulur.


Her ameliyat bir miktar belirsizlik ve risk taşır

Her yıl binlerce başarılı el ameliyatları gerçekleştirilmektedir. Her ne kadar yetenekli ve tecrübeli bir plastik cerrah tarafından yapılsa da ve bu ameliyatlar güvenli olsa da bir takım istenmeyen sonuçlar meydana gelebilir.
El cerrahisinin tüm tiplerinde enfeksiyon, kötü yara iyileşmesi, his ya da hareket kaybı, kanama gibi problemlerle karşılaşılabilir. Fakat bunlar nadir olmakla birlikte, genellikle tedavi edilebilirler.

El yaralanmaları

El cerrahisinde en sık yapılan işlemler; kiriş, sinir, damar ve eklemlerin hasarını, kırılmış kemikleri ve yanıkları ve cilt yaralanmalarını onarmayı içerir. Modern teknikler cerrahın ciddi yaralanmalarda dahi fonksiyonu ve görüntüyü tekrar düzeltme kabiliyetini büyük oranda artırmıştır.

Şu anda plastik cerrahlar tarafından kullanılan teknikler arasında:

Greftleme:Hasarlı bölgeyi onarmak için vücudun sağlam bir bölümünden deri, kemik, sinir veya diğer dokuların naklidir.

Flep cerrahisi:Vücudun sağlıklı bir bölümünden hasarlı alana deriyi, alttaki yağ dokusu, kan damarları ve kas dokusu ile beraber taşımaktır.

Replantasyon veya transplantasyon:Mikroskop altında uygulanan aşırı derecede dikkatli ve ince bir cerrahi olan mikro cerrahiyi kullanarak kopmuş parmakları veya elleri tekrar yerine dikme işlemidir. Bu tür yaralanmalar geniş bir zaman dilimi içinde tekrarlayan bir çok operasyona ihtiyaç duyabilirler.

Bir çok vakada, cerrahi sonucunda yaralanmış ellere önemli derecede duyu ve fonksiyon kazandırılabilir. Fakat iyileşme aylar sürebilir ve sıklıkla rehabilitasyona ihtiyaç duyulur.

Karpal tünel sendromu:

Karpal tünel, bilekte, kirişleri ve elin ana sinirlerinden birinin geçtiği bir tüneldir. Tünelin içindeki basınç çeşitli hastalıklardan(Romatoid artrit vb.), yaralanmalardan, gebelik sırasında sıvı toplanmasından, aşırı kullanmaktan veya tekrarlayıcı hareketlerden sonra artabilir. Tünelin içindeki sinirin üzerindeki bu basınç artması sıklıkla uyuşukluğun, ağrının ve bozulmuş el fonksiyonunun eşlik ettiği bir elektriklenme hissine neden olur. Bu şikayetler altındaki hastalık karpal tünel sendromu olarak bilinir.

Bazı vakalarda elin atele alınması ve antienflamatuar ilaçlar problemi çözecektir. Eğer bu işe yaramazsa cerrahi gerekebilir.Ameliyatta cerrah avuç içinin ortasından bileğe doğru bir kesi yapar. Daha sonra basıncı azaltmak için sinire basınç yapan dokular kesilir. Ameliyattan sonra pansuman yapılarak ve atel kullanılarak hareket kısıtlanır, böylece iyileşme hızlandırılır. Ameliyat izi gittikçe kaybolacak ve zor görünür bir hale gelecektir.

Ameliyatın sonuçları kısmen durumun ne kadardır var olduğuna ve sinirin ne kadar zarar görmüş olduğuna bağlıdır. Bu yüzden eğer kendinizde karpal tünel sendromu olabileceğini düşünüyorsanız erken dönemde bir doktora başvurmanız iyi bir fikir olacaktır.

Romatoid artrit:

Romatoid artrit eklemlerin iltihabı, ellerin ve vücudun diğer bölümlerinin görüntüsünü ve fonksiyonunu etkileyebilen ve sakat bırakıcı bir hastalıktır. Sıklıkla parmak eklemlerini deforme eder ve hareketi engelleyecek şekilde parmakları bükülü bir pozisyonda durmaya zorlar.

Romatoid artritin neden olduğu sakatlıklar genellikle cerrahi kullanılmadan tedavi edilebilir, örneğin; özel cihazlar kullanarak veya zayıflamış alanları güçlendirmek için fizik tedavi yapılabilir. Ama bazı hastalar için cerrahi en iyi çözümdür. Cerrahınızla ve romatolojistiniz ile konuşarak ameliyat olup olmayacağınıza karar vermelisiniz.
Enflamasyon olan eklemlerden dokular çıkararak, tendonları yer değiştirerek veya yapay eklemler koyarak bilek ve el tedavi edilebilir. Cerrahiden sonra elinizi tam olarak kullanamasanız da fonksiyon ve görüntü açısından belirgin bir iyileşme bekleyebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki, cerrahi altta yatan hastalığınızı tedavi etmez. Romatoid artrit elinize hasar vermeye devam edebilir ve bazen mükerrer cerrahi gerekebilir. Ayrıca romatoloğunuza tedavinin devamı için başvurmanız gerekebilir.

Dupuytren kontraktürü

Avuç içinin cilt ve cilt altındaki dokusunun hastalığı Dupuytren kontraktürü olarak adlandırılır. Kalın, nedbe benzeri doku avuç içinde cildin altında oluşur ve parmaklara ilerleyip, parmağı avuç içine doğru çekip hareketini kısıtlayabilir. Bu hastalık çoğunlukla orta yaşta gelişir ve bilinen bir nedeni olmamakla beraber ailesel geçişi olabilir.

Cerrah kalınlaşmış dokunun bantlarını ve tendonları ayırıp parmağa daha iyi bir hareket sağlayabilir. Ameliyat çok dikkatli yapılmalıdır, çünkü elin ve parmakların sinirleri çoğunlukla bu anormal dokuya sıkıca yapışmıştır. Bazı vakalarda kalınlaşmış ve kıvrımlaşmış cildin yerine cilt grefti kullanılabilinir.
Ameliyatın sonucu hastalığın şiddetine bağlıdır. Genellikle el fonksiyonlarında fizik tedaviden de sonra belirgin bir iyileşme görülür.

Konjenital defektler

Elin konjenital anomalileri doğumda var olan, el gelişimini etkileyen ve elin kullanımında belirgin problemlere neden olan deformitelerdir. Gelişen cerrahi teknikler ile beraber defektlerin çoğu, çok erken yaşta, hatta bazı hastalarda gebelikte ve diğerlerinde elin normal gelişimini ve fonksiyonunu bekleyerek 2 veya 3 yaşında düzeltilir.
En sık konjenital el anomalisi sindaktilidir. Burada iki veya daha fazla parmak birleşiktir. Cerrahi tedavi olarak parmakları birleştiren dokular kesilir, daha sonra vücudun başka bir yerinden alınan cilt greftleri buradaki boşluklara dikilir. Prosedür eğer kemikler de birleşik ise daha komplike bir hal alır. Cerrahi aynı zamanda tam bir hareketi ve normale yakın görüntüyü sağlamasına rağmen, greftlenmiş cildin rengi diğer ciltten bir miktar farklı olabilir.

Diğer sık görülen konjenital defektler, kısa, eksik veya deforme parmaklar, hareketsiz tendonlar ve anormal sinir veya damarlardır. Çoğu hastada bu defektler cerrahi olarak düzeltilir.

İyileşme ve rehabilitasyon

El, vücudun çok hassas bir organı olmasından dolayı cerrahiden sonra hafiften ağıra kadar değişen ağrı olabilir. Cerrahınız sizin enjeksiyon veya ilaç tedavisi ile rahatlamanızı sağlayabilir. Elinizin ne kadar uzun süre hareketsiz bırakılacağı ve ne kadar hızlı normal aktivitelerine kavuşacağı cerrahinin tipine, genişliğine ve ne kadar hızlı iyileşebileceğinize göre değişir.

Elinizin daha çabuk iyileşmesi ve daha iyi kullanabilmeniz için deneyimli bir el terapisti tarafından fiziksel tedavi gerekebilir. Terapiniz el eksersizleri, masaj terapisi, elektriksel sinir uyarımı, splintleme, germe ve özel sargıları ihtiva eder. Eğer elinizi maksimum kullanmak istiyorsanız terapistin önerilerine harfiyen uymalısınız.

 etiketler : el cerrahisi,el cerrahisi nedir,el cerrahisi nasıl yapılır,cerrahi el aletleri,cerrahi el yıkama,mikro cerrahi,mikro el cerrahi,plastik cerrahi,plastik cerrahi nedir,el cerrahi merkezleri,el cerrahi ameliyat,plastik cerrahi nedir,el cerrahi doktorları,plastik cerrahi doktorları,plastik cerrahisi,istanbul plastik cerrahisi,ankara plastik cerrahisi,izmir plastik cerrahisi,bursa plastik cerrahisi

0 İnsan beyni 45′inde çöküşe geçiyor


İnsan beyni 45′inde çöküşe geçiyor.Yeni bir araştırma insanlarda hafıza ve diğer beyinsel işlevlerin 40′lı yaşların ortasında gerilemeye başladığını ortaya koydu.

University College of London’dan doktorlar, on yıllık bir süre zarfında yaşları 45 ila 70 arasında değişen 7 bin İngiliz memurun zihinsel yeteneklerini inceledi. Ekip yaşları 45 ila 49 arasında değişen kesimin hafıza, idrak ve akıl yürütme yetisinde yüzde 3′ün üzerinde bir gerilemenin gayet açık ve net biçimde görüldüğünü söylüyor.Bundan önceki araştırmalar zihinsel faaliyetlerde düşüşün 60′lı yaşlara kadar başlamadığına işaret ediyordu. Alzheimer Derneği, beyindeki değişimin hangi evrede ve nasıl gerçekleştiğini daha iyi anlamanın bunama tedavisine büyük katkı sağlayacağını söylüyor.

1997′den 2007 yılına kadar süren araştırmada 5 binin üzerinde erkek ve 2 bini aşkın kadın memura hafıza, kelime haznesi, işitsel ve görsel yetenekleri konusunda testler uygulandı. Araştırmada deneklerin eğitim seviyesi arasındaki farkı dikkate alınmadı.Doktorlar, yaş ilerledikçe kelime haznesi haricinde diğer bütün beyinsel faaliyetlerde gerileme gözlendiğini söylüyor.

BUNAMA 20-30 YILLIK ÇÖKÜŞÜN SONUCU

65 ila 70 yaş arasındaki erkeklerin akıl yürütme yeteneği yüzde 9.6 oranında gerilerken, aynı yaş grubundaki kadınlarda bu oran yüzde 7.4 olarak belirlendi. 45 ila 49 yaş arasında ise hem erkek hem de kadın deneklerin beyin gücü yüzde 3.6 olarak aynı seviyede düşüş gösteriyor.

Araştırmanın başkanı Profesör Archana Singh-Manoux, elde ettikleri bulguların bunamanın beyinde 20-30 yıla yayılan bir çöküşün sonucu olduğunu gösterdiğini söylüyor.

etiketler:bunama,bunama belirtileri,bunama hastalığı,bunama önleme,bunama engelleme,bunamayı engelleme,bunama tedavisi,bunamayı önleme,bunama nedir,erken bunama,demans,demans nedir,alzheimer,alzheimer nedir,alzheimer belirtileri,alzaymır nedir,alzaymır belirtileri,bunama testi

0 Prostat Nedir ? Prostat Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi !


Erkeklerin en çok korktuğu hastalıklardan olan prostat tedavinin bu kadar yaygınlaşmasına rağmen ne yazık ki hala güncelliğini koruyor.Prostat esasında Doğuştan itibaren her erkekte bulunan ve idrar torbasının çıkışını çepeçevre saran bir salgı bezidir. İdrar yollarının savunmasını yapan ve meniye katılan birtakım salgılar üretir. Prostat belirli bir yaştan sonra olan değil, doğuştan itibaren tüm erkeklerde bulunan bir organdır. Belirli bir yaştan sonra prostat hormonlardaki değişimin de etkisi ile yavaş yavaş büyümeye başlar; bu büyüme tamamen fizyolojiktir. Saçlara ak düşmesi, derinin kırışması gibi normal yaşamın bir parçasıdır. Prostatın büyümesi için iki koşulun bulunması gerekmektedir.

1-İnsanın yaşlanması

2-Erkeklik hormonunun olması: Prostat sorunu olabilmesi için erkeklik hormonunun belirli bir seviyede olması gerekir. Hadım edilmiş, yumurtalıkları alınmış bir kişinin prostat büyümesi sorunu olmaz.

Prostatın değişik türleri var mı?

Prostatın 3 tane önemli ve birbirinden farklı hastalığı vardır. Bu üç hastalık bu organda genellikle değişik zamanlarda olmakla birlikte birbirinden tamamen ayrı olup aynı anda üçü birden de bulunabilir.
1- Prostatitler: Prostatın iltihabıdır. Ani ve çok şiddetli bir prostat iltihabı olduğunda insanı hastaneye aceleyle getiren, idrarı yapamaz hale getiren bir hastalıktır. Ağırlıklı olarak gençlerde görülür ve cinsel yolla bulaşan mikroplarla oluşur. Hijyene dikkat etmemek de prostat iltihabına neden olabilir. Yüksek ateş ve idrar yapamama gibi şikayetlerle başlar ve kişiyi yatağa düşürebilir. Prostat iltihabının tam olarak tedavi edilmesi zordur, çünkü bu organın iç kısımlarına antibiyotikler zor geçer ve iltihap bu nedenle kronik (müzmin) hale gelerek yıllarca sorun yaratabilir. Bu nedenle bilhassa cinsel yolla bulaşan hastalıklardan şüphelenildiğinde mutlaka laboratuvar tetkiklerinin yapılması ve doğru tedavi edilmesi gerekir. Doğru tedavi edilmezse yıllarca bu durum devam eder ve sonucunda da kısırlık bile ortaya çıkabilir.

2-Prostatın büyümesi: Büyüyerek çevresinde bulunduğu idrar yolunu sıkılaştırması ve idrar yapmada zorluk oluşmasıdır. Bu durum ileri yaşlarda hemen hemen herkeste normal olarak bir miktar görülebilir. Sonuçta erkeklerin yüzde 10′u hayatlarının belirli bir döneminde prostatla ilgili bir sorundan dolayı ameliyat olurlar.

Prostatı olan kişi ne hisseder?

1-İdrar yaptıktan sonra boşalamama hissi
2-Sık sık idrara gitme
3-İdrar yaparken kesik kesik yapma
4-Sıkışık bir şekilde ve sık sık koşarak aciliyet hissi ile tuvalete gitme
5-İdrar yaparken akımın çok ince olması
6-İdrar yaparken ıkınmak zorunda kalmak
7-Geceleri 2 ya da daha fazla tuvalete kalkma ihtiyacı
8-İnce ve ayak dibine doğru ileri atım yapamadan idrar yapmak
9-İdrar yapma sonrası damlamalar olması
10-İdrar kaçırma
11-Mesanenin dolarak şişmesi ve idrar yapamama sonrası şiş bir karınla hastaneye gitmek

Prostat belirtileri gösteren kişi ne yapmalıdır?

Bu belirtilerin ne şiddette olduğu ve hayatı ne kadar etkilediği önemlidir. 60 yaşında bir insanda bunların bir kısmı olsa dahi bu durum böbreklerine, idrar yollarına bir zarar vermiyorsa yani iltihaba vs. neden olmuyorsa burada kişiye bağlı bir karar verilmelidir. Kişinin sosyal hayatı, çalışma hayatı değerlendirilir; örneğin kişi bir çiftçi ise bu tür durumlarla daha kolay başa çıkabilir, tarlada çalıştığı için istediği zaman tuvalete gider. Hasta hakim veya bir holding yöneticisi ise mahkeme ya da toplantı sırasında sık sık ara vermek zorunda kalacak, bir şoför ise ikide bir benzinci aramak zorunda kalacaktır. Daha çok evinde vakit geçiren bir emekli ise kalkıp isteği zaman tuvalete gidebilir. Herkesin prostatı büyür ama gerçekte sadece bazıları ameliyat olmak zorunda kalır. Gençliğindeki kadar rahat idrar yapamamakla birlikte gerçekten ameliyat edilmesine gerek olmayan kişileri lüzumsuz yere ameliyat edersek daha mutsuz insanlar ortaya çıkar. Kendilerine ameliyat önerilen ve ameliyatlarını benim yapmam için gelenlerin önemli bir kısmına ameliyatın gereksiz olduğunu anlatmak zorunda kalmaktayım

3-Prostat kanseri

İleri yaşlarda sık görülen bir başka türü de kanserdir. 60 yaşındaki insanlarda yüzde 30, 70 yaşındaki insanların yüzde 40′ında kanser başlangıcı olacak kadar bozulmuş hücrelere rastlanır. Batı ülkelerinde trafik kazalarında ölen belirli yaşlardaki erkekler tarandığında 70 yaşındakilerin yarıya yakınında kanserli hücreler görülmüştür. Prostat kanseri erken aşamalarda yakalandığında tamamıyla tedavi edilip vücuttan yok edilebilir ve hastalıktan eser kalmaz. Ama geç teşhis edilirse bu hastalık kemiklere yayılırsa sadece idare edici tedaviler yapılır. Batı ülkelerinde 45-50 yaşından itibaren PSA denilen basit bir kan tetkiki ile tarama yapılarak, kanser başlangıcı olup olmadığı araştırılır. 50 yaş sonrası her erkeğin 6 ayda bir düzenli olarak yaptırmasını öneririm. Prostat büyümesi nedeni ile açık, kapalı veya lazer ile ameliyat olanlarda da bu risk devam ettiğinden PSA testine devam edilmesi önemlidir.

Prostat için başvuran kişi daha sonra hangi aşamalardan geçiyor?

Prostat için başvuranlarda tüm bu şikayetler değerlendirildikten sonra makattan parmakla muayene yapılır. Hem kanser olup olmadığını bir dereceye kadar değerlendirmek hem de prostatın ne kadar büyüdüğünü değerlendirmek açısından bu tetkik önemlidir. Prostat normalde kestane boyutlarında bir organdır; biraz büyürse bir mandalina kadar daha büyürse portakal kadar daha da büyürse bir greyfurt kadar olur. Normalde 20 gram olan bu organ 200-250 grama kadar ulaşabilir. Dışarıdan bakılınca büyüme görülmez, makata doğru büyür, kabızlığa benzer dışkılama sorunları dahi yaratabilir. Gerektiğinde makattan yapılan bir ultrasonografi ile detaylı olarak boyut ve iç doku olarak incelenebilir. Karından üzerinden yapılan ultrasonografi prostat hakkında gerekli bilgileri sağlamaz. Kanser şüphesi varsa makattan ultrasonografi eşliğinde iğne biyopsisi ile her hangi bir anestezi gerekmeksizin parçalar alınıp patoloji incelemesi yapılarak dokuda kanser olup olmadığı anlaşılır.

Prostat ameliyatı nasıl yapılıyor?

Habaset düşünülmeyen vakaların uygun olanları kapalı ameliyatla, gerektiğinde de açık ameliyatla tedavi edilir. Son yıllarda gelişen lazer teknolojileri özellikle Green Light (yeşil ışık) adlı lazer yöntemi de küçük prostatların kapalı yöntem ile tedavisinde kullanılmaktadır. Kapalı ameliyatlar genellikle 90 gramın altında olanlarda kullanılır. Kapalı ameliyat eğer uygulamayı yapan Ürolog bu konuda deneyimli ise en az açık ameliyat kadar başarılıdır ve tercih edilmelidir. Hasta çok daha az süre hastahanede kalır ve daha konforlu bir ameliyat süreci yaşar. Prostat belirli bir boyutun üzerinde büyürse veya ek bazı başka sorunlar bulunmaktaysa açık ameliyat tercih edilebilir. Prostat ameliyatında prostat kanseri ameliyatından farklı olarak tüm prostat alınmaz. Prostatı bir portakal olarak düşürseniz prostat büyümesi sulu iç dokunun şişmesi ile oluşur. Kanser ise genellikle kabuk kısmındadır, kanser ameliyatında kabuk tabir ettiğimiz kısımla birlikte meni keseleri de çıkartılır.

Kapalı ameliyat nedir?

Kapalı ameliyatta penisten fiberoptik bir aletle girerek prostatın içinden bir portakal oyulması gibi kazınmasıyla yapılır. Deneyimli ellerde en başarılı ve tercih edilen yöntemdir. Ameliyatlarımın tamamına yakınında kapalı ameliyatı (TUR-P) tercih etmekteyim, sadece kapalı yapılamayacak vakalarda açık cerrahi uygulanmalıdır.

Açık ameliyat nedir?

Açık ameliyatta prostata karından kesi yapılarak ulaşılır ve prostatın büyüyen dokusu çıkartılır; kapsül kısmı vücutta kalır. TUR ameliyatına göre kan kaybı, ameliyat süresi, sondalı kalma süresi, hastanede kalma süresi ve komplikasyon oranları daha fazladır.

Prostat için ameliyat dışında başka hangi tedaviler uygulanır?

Isı tedavisi, ultrason tedavisi, mikrodalga tedavisi, balonla germe tedavisi gibi bir takım ek tedavi yöntemleri denenmekte ise de en başarılı ve kesin tedavinin cerrahi olduğu kabul edilmektedir. Ameliyat olamayacak kadar ağır durumda olanlar, kalp hastalığı olanlar, anestezi alamayacak durumda olanlar, kalp sağlığı açısından sorunu olanlar ya da çok ileri yaşlarda olup narkoz riski yüksek olanlara ilaç tedavisi ile yardım denenmelidir. Bununla birlikte genç yaştaki prostat hastalarına sürekli olarak kullanmaları gereken ve yan etkileri de olan ilaçları kullandırmak yerine bir saatten az sürecek, yaşamlarının geri kalan kısmında bu sorundan kalıcı olarak kurtulmalarını sağlayacak bir kapalı müdahale yapmayı tercih etmekteyim.

Bu ameliyatların riski nedir?

Tüm ameliyatlar belirli oranlarda komplikasyon riski içerir, risksiz ameliyat yoktur. Kapalı prostat ameliyatının komplikasyonları açık prostat ameliyatının komplikasyonlarına göre çok daha düşük olup, ehil ellerde komplikasyonlara çok nadir rastlanır. Günümüzde kapalı, açık prostat ameliyatları ve prostat kanseri ameliyatları eskiye göre çok daha hızlı ve düşük risk ile gerçekleştirilebilmektedir.

Prostat ameliyatı ne kadar sürer?

Kapalı prostat ameliyatı 1 saatin altında sürer. Açık prostat ameliyatı 1.5 saat sürer. Kanser ameliyatı 1.5-2 saat sürebilmektedir.

Ameliyat sonrası hastanede kaç gün yatmak gerekir?

Kapalı prostat ameliyatı sonrası sadece 2-3 gün hastanede kalınması gerecektir. Açık prostat ameliyatı sonrası ise 4-5 gün hastanede kalınır. Prostat kanseri ameliyatında da hastanın 5 gün civarında hastanede kalması gerekmektedir.

Yeni gelişen Green Light (Yeşil Işık) lazer ile prostat yöntemi hakkında bilgi verirmisiniz?

Bu yeni ve başarılı bir teknoloji ülkemize ilk gelişinde mucize bir yöntem gibi abartılı bir şekilde tanıtılmıştır. Hasta konforu açısından uygun hastalarda benim de tercih ettiğim bu yöntemde tıpkı kapalı ameliyat gibi idrar yolu girişinden fiberoptik bir alet ile girilerek prostata ulaşılır ve görüntü altında lazer enerjisi kullanılarak prostat buharlaştırılır. Netice açısından diğer ameliyatlardan farklı olmamakla birlikte, lokal anestezi ile uygulanabilmesi, kanamanın az olması, bazı hastalarda sonda dahi kullanılmayabilmesi, diğerlerinde ise 1-2 günde sondanın alınabilmesi önemli avantajlardır. En önemli dezavantaj ise cihazın ve sarf malzemesinin pahalılığından dolayı fiyatın yüksek olması ve prostatı büyükçe olan hastalarda yeterli başarı sağlamamasıdır.

Prostat kanserinin belirtileri ile prostat hastalığının belirtileri aynımıdır?

Prostat kanserinin kendine özgü bir belirtisi yoktur. Hiçbir belirtisi olmadan ilerleyip kemiklere geçerek ve ancak bir kemik kırılması ile ileri dönemde ortaya çıkabilir. Mutlaka 50 yaş civarından başlayarak prostatınızı yılda 2 defa kontrol ettirmenizi öneririm.

Prostat hastalıklarını önlemek için yapılacak bazı şeyler var mı?

Sebze meyve türü beslenmeye ağırlık verilmesi önerilebilir. Batı usulü fast-food tarzı beslenmenin prostat kanseri riskini artırdığı iddia edilmektedir. Prostatı önlemek için yapılacak belirli bir bitkisel tedavi şekli olmasa da doğal beslenmenin her türlü hastalığa olduğu gibi prostat kanserine de iyi geldiği söylenebilir. Bitki köklerinden üretilen ilaçlardan da bahsedilmekle birlikte bunların hiçbirinin bilimselliği kanıtlanmamıştır.

Prostat sonrası bir iktidarsızlık sorunu oluşur mu?

Prostat ameliyatı olanlar zaten belirli bir yaşın üzerinde bulunmaktadırlar ve bir de ameliyat geçirince iktidarsızlık en azından kendine güvensizlik sonucu ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca ileri yaş grubundaki şeker, kalp, tansiyon gibi cinsel gücü etkileyen hususları da göz önünde bulundurmak lazımdır.

Kapalı prostat ameliyatı sonrası en fazla % 10, açık prostat ameliyatı sonrası %15 kadar iktidarsızlık riski bulunmaktadır. Kanser ameliyatında ise iktidarsızlık riski uygulanan tekniğe göre daha fazla olabilir. Sinir koruyucu yöntem uygulanması prostat kanseri ameliyatından sonra iktidarsızlık sorununu engelleyebilirse de her kanser vakası bu tekniğin uygulanmasına müsait değildir.

etiketler :prostat,prostat hastalığı,prostat kanseri belirtileri,prostat kanseri tedavisi,prostat nedir,prostat nedenleri,psa,psa prostat,prostat belirtileri,prostat ameliyatı,prostat büyümesi,green light tedavi,yeşilışık tedavi,yeşil ışık tedavisi,prostat iltihabı,prostat ilacı

0 Saç Bakımı,Evde Saç Bakımı,Kuru Saç Bakımı


Yanlış: Saçları uçlarından sık sık kestirmek daha hızlı uzamasını sağlar.

Doğru: Saçlar kestirseniz de kestirmeseniz de yaklaşık olarak 1,5 cm uzar. Saçlar yazın belki daha çok uzayabilir ama bunun makasla değil hormonlarla ilgisi vardır. Saçlarınızı uçlarından aldırmak sadece daha iyi bir görünüm sağlar.

Yanlış: Stres saçlarınızı dökebilir!

Doğru: Saçlarınız hemen hemen her zaman günde 50 ila 120 tel arasında dökülür. Boşanma, işinizi kaybetme, sağlıkta bozulma gibi büyük stres faktörleri belki birkaç tel daha saç kaybetmenize neen olabilir. Dökülmeye neden olan diğer etkenler ise hamilelik veya antibiyotiklerdir. Dökülen saçların yerine yenirleri birkaç hafta sonra kesinlikle yeniden çıkacaktır.

Yanlış: Şampuanı değiştirmek saçlarınızı daha sağlıklı yapar!

Doğru: Bu tez gerçekçi gelse de uzmanlar sadece buna güler. Hiçbir ürün saç telleri arasındaki farklılıkları gideremez.Favori şampuanınız saçlarınızda her zaman aynı etkiyi gösterir. Eğer yağlı saçlarınız varsa veya çabuk kirlenen saçlarınız varsa, iki haftada bir bunu gideren şampuanlar kullanabilirsiniz.

Yanlış: Eğer beyaz bir saçı kopartırsanız o bölgede daha çok beyaz saç oluşur.

Doğru: Bu doğru değildir ancak beyaz saçı kopartmak da kötü bir alışkanlıktır. Saç köklerine zarar verebilir, enfeksiyona neden olabilir veya iz bırakabilir.

Yanlış: Saçlarına fön çekmezsen veya sarmazsan daha sağlıklı olur.

Doğru: Bigudiler 5 dakika içinde saçlarınızı şekillendirir ve hareketlendirir. Şimdilerde saçı koruyan şekillendirme yöntemleri oldukça yaygın.

Yanlış: Gerçekten temiz saçlara sahip olmak için; Saçlarını iyice köpürtmen, durulaman ve tekrar etmen gerekir.

Doğru: Bir kez yıkamak saçınızın yeterince temiz olmasını sağlar.

Yanlış: Saçlarınızı soğuk suyla köpürterek yıkamak saç tellerinize parlaklık verir.

Doğru: Bu sizi uyandırabilir ama saçlarınızın daha parlak görünmesine faydası olmaz.

Yanlış: Saç boyatmak büyük zararlara neden olabilir.

Doğru: Evde veya güzellik salonlarında kullanılan bugünün ürünleri, saçları zayıflatmaz. Önemli olan saçlarınızı iyi boyayabilecek veya perma yapabilecek profesyonel biri tarafından uygulanmasıdır.

Yanlış: Bazı cilt bakım ürünleriyle saçlarınızı dipten uca iyileştirebilirsiniz..

Doğru: Çatlaklar için olan ürünler sadece çatlak için kullanılır. Balmumu veya silikon içeren bu ürünlerin faydası yoktur. Saçlarınızın sadece daha kolay şekil almasını sağlar ve yumuşatır.

Yanlış: Her gün saçlarınızı en az 100 kere fırçalamalısınız.

Doğru: Saçlarınızı sadece şekillendirmek için fırçalayın. Fazla fırçalamak saç tellerinizin zayıflamasına neden olabilir.

Sağlık ve Güzellikle İlgili Her Sorunun Çözümü İçin Tıkla

etiketler: doğru saç bakımı, doğru teknikler, evde saç bakım, kuru saç bakımı, saç bakım, saç bakımı, saç bakımı evde, saç bakımı için, saç bakımı nasıl yapılır, saç boyatma, saçı boyatma

1 Göz Kalemi ! Göz Kalemi Nasıl Kullanılır ?

Eyeliner ve göz kalemi kullanmadan önce bilmeniz gereken en önemli şey, her iki malzemenin de mümkün olduğunca ince çizgilerle çizilmesinin gözü daha güzel göstereceğidir. Siyah göz kalemi, siyah saçlı, esmer tenli bayanlar için çok uygundur. Esmerler dışındaki bayanlarda bu renkte bir göz kalemi ve eyeliner çok koyu sayılabilir. Beyaz tenli kadınlar yumuşak kahverengi ya da gri tonlarını tercih etmelidirler. Gece ise, göze sürülen fara uyan renkli bir kalem tercih edilmelidir. Eyeliner'ı çok ince uçlu bir fırçayla sürmek güzel bir görüntü oluşturacaktır. Eğer eyeliner sürmeyi bir türlü beceremiyorsanız işte size bir öneri. Mümkün olduğunca aşağıya doğru bakın ve elinizle gerdiğiniz üst gözkapağınızdaki kirpiklerin dibine mümkün olduğunca yakın bir çizgi çekin. Bu çizgi göz kuyruğunda sona ermeli, dışa doğru uzamamalıdır. Alt gözkapağına kesin bir çizgi çizmek istemiyorsanız, buraya eyeliner'la yanyana noktalar yapın veya eğrilemesine kısa kısa çizgiler çizin. Bazen gözün üst kapağındaki kirpiklerin altına çizgi çizilmesi de hoş bir görünüm kazandırır. Bunun da yine ince ve düzgün olmasına dikkat edin.

Etiketler:göz kalemi, göz kalemi nedir, göz kalemi nasıl kullanılır, göz kalemi sürme teknikleri, göz kalemi nasıl, göz kalemi sürme, göz kalemi nasıl çekilir, göz kalemi nasıl sürülür

Sağlık ve Güzellikle İlgili Her Sorunun Çözümü İçin Tıkla

0 En İyi Cilt Bakım ve Temizleme Ürünleri Seçimi

Cilt tipiniz nasıl olursa olsun dış etkilerle meydana gelen kurumaları, kırışıklıkları ya da kötü görünümleri yok etmek için kozmetik takviyeler gerekir. Ancak bu bakımın nasıl ve ne ölçüde olacağı cilt tipiyle orantılııdır. Özellikle özen gösterilmesi gereken iki cilt tipi vardır: Hassas ciltler ve kusurlu ciltler. Hassas Ciltler Cilt çok düzgün dokulu, saydam; üst tabaka ise özellikle ince ve hassastır. Hassas ciltler hem iç hem de dış etkenlere tepki gösterirler. Bu tür ciltler güneşten, rüzgardan, duyulardan, besinlerden, içkiden etkilenirler. Bu cilt tipine sahip olan kadınlar, ciltlerine özen göstermeli ve kuru ciltler için üretilen bakım kremlerinden ve koruyucu yağlardan kullanmalıdırlar. Ayrıca hassas ciltlerin allerjik bir cilde sahip oldukları da göz önünde bulundurulmalı ve bakım ürünleri bu doğrultuda seçilmelidir.

Kusurlu Ciltler Genellikle bu durum çok yağlı ciltlerde görülür. Cildin çok fazla sebum salgılaması sebebiyle ciltte yağ birikimleri oluşur. Gözenekler tıkanır ve cilt yüzeyinde siyah noktalar, sivilceler ortaya çıkar. Bu cilt tipinde sivilcenin yanı sıra akne de çok sık görülebildiğinden özel bakım uygulanmalıdır. Sivilce ve akneleri kurutacak, ciltteki yağı dengeleyecek ilaç ya da krem kullanmak gerekir.

Sağlık ve Güzellikle İlgili Her Sorunun Çözümü İçin Tıkla

0 Makyaj Yapma,Sırları ,Teknigi

Hemen hiçbirimiz kendimizi tümden beğenmeyiz. Saçımız kıvırcık olsa düz, düz olsa kıvırcık saç isteriz. Peki büyük burnumuzu, ince dudaklarımızı ne yapacağız? Bu noktada makyaj her derde deva! İster küçük gözlere, ince dudaklara ya da büyük bir burna sahip olun, yüzünüzde hoşunuza gitmeyen özelliklerinizi makyaj yardımıyla örtebilirsiniz. Büyük burun Sex and the City'nin yıldızı Sarah Jessica Parker'ın sorunu büyük burun ama makyaj hileleri sağolsun, sorunun üstesinden gelmeyi başarıyor. Kaşlarınızı aşağı çekerek, burnunuzun üst kısmının daha küçük görünmesini sağlayabilirsiniz. Büyük olan burnunuzun dikkat çekmemesi için, ten renginizden biraz daha koyu olan bir kapatıcıyla burnunuzun iki yanını gölgelendirin. Likit yerine çubuk kapatıcıyı tercih edin, çünkü hem uygulaması daha kolaydır, hem de daha kalıcıdır. Burnunuz uzunsa, hem burnunuzun yanlarini, hem de uç kisminin altini gölgelendirin. Burnunuz genisse, o zaman burnunuzu dengelemek için gözlerinizi ve agzinizi büyütmek iyi bir fikirdir. Dudak kalemi yardimiyla dudaklarinizi yanlara dogru genisletirken, gözleriniz için de dista kalan kirpiklere fazladan rimel uygularak gözün büyük görünmesini saglayin. Victoria Beckham'inda burnu genis. Onun uyguladigi yöntemi uygulayabilirsiniz. Yani, dudak kalemiyle dudak konturu çizip, piriltili göz makyaji yaptiktan sonra, elmacik kemiklerinizi vurgulayabilirsiniz.( bakınız : Sağlık ve Güzellikle İlgili Her Sorunun Çözümü İçin Tıkla )

İnce dudaklar

Hollywood'un güzelligi ve sikligiyla adindan bolca söz edilen kadinlarindan biri Nicole Kidman. Onun sorunu ince dudaklar...

Öcelikle bir dudak peelingi uygulayip, bu bölgedeki dolasimin artmasini saglayin. Bu dudaklarinizi otomatik olarak daha dolgun gösterir.

Dudaklarinizi dolgunlastirmak için parlatici bir kalemle dudak çevresini çizip, dudak kenarlarinda çizgiyi biraz disa tasirin. Simdi dudak kalemini uygulayin ve gene dudak çizgisinin bir disindan sürün. Rujla çizginin içinde kalan kismi doldurup, parlaticiyla dudaklarinizin daha kalin görünmelerini saglayin.

Az miktarda gümüs tonunda dudak parlaticini, üst ve alt dudaklarin ortalarina sürerel isigin dudaklarinizdan yansimasini saglayin.

Gözlerinizi ön plana çikararak yüzünüzde denge yaratin. Öcelikle kaslarinizin mükemmel bir sekilde alinmis ve sekillendirilmis olmasi gerekir ki, gözünüzü en iyi sekilde çerçevelesin. Açik renk, piriltili bir göz fari kirmizi dudaklarla iyi gider.

Parlak renkleri kullanmaktan korkmayin ama koyu tonlardan uzak durun. Koyu tonlarin daha küçük, açik tonlarinsa daha büyük gösterdigini unutmayin.

Küçük gözler

Catherine Zeta Jones denince akan sular duruyor. Peki güzel yildiz aslen küçük olan gözlerini nasil büyük göstermeyi basariyor?

Kaslarinizi alirken, kasin iç kismini daha kalin birakin. Bu, gözü çerçeveleyen bir kavis yaratir.

Highlighter, yüzünüzün çevresine isik veren bir illüzyon yaratir. Hightlighter kalemini kas kavisinin altina ve alin boyunca sürün. Böylece bu bölge tümden aydinlanmis olur.

Göz kapaklarinizin iç kismina kirik beyaz bir far sürün ve ardindan da tam beyaz bir fari göz pinarlarinizin oldugu kisma dogru sürün.

Gözlerin belirginligi için kirpik çizgisine dikkat edin. Göz kapaginizi kaldirarak göz kalemini tam kirpik çizgisine uygulayin. Kalemi göz altlariniza sürerken nokta nokta sürüp, sonra da bulastirip yayarak göz bölgesini genisletin.

Rimel sürerken, disa bakan kirpiklere özellikle dikkat edin ve burayi vurgulayin. Eger isterseniz bu kisma takma kirpik de takabilirsiniz.

Göz kalemini uygularken, gözün orta kismini vurgulayarak daha yuvarlak bir görüntü de elde edebilirsiniz.Bu durumda gözün seklini uzatmamis olursunuz ve bu nedenle de rimeli göz çevresine esit sekilde uygularsaniz çok daha iyi bir sonuç alirsiniz.

Sağlık ve Güzellikle İlgili Her Sorunun Çözümü İçin Tıkla

0 Çocugun Dengeli ve Saglıklı Beslenmesi

Çocuklarda normal büyüme ve gelişmenin izlenmesi, normalden sapmaların tespiti yoluyla hastalıkların belirlenmesi ve önlenmesi için gereklidir. Sağlıklı çocuk takibinde düzenli olarak boy, ağırlık ve baş çevresi ölçümleri yapılmalıdır.

Her şeyden çok sevdiğiniz bebeğinizin büyümesi, gelişmesi ve sağlıklı bir yaşam sürmesi şüphesiz ona sağlayacağınız imkanlarla mümkündür. Düzenli olarak doktora götürmek, kilosunu ve boyunu ölçtürmek, aşılatmak ve uygun besinlerle beslemek suretiyle iyi gelişmesini ve sağlıklı kalmasını sağlayabilirsiniz. Belirli bir çocukta saptanan değerler normal sınırlar içinde olsa bile, zaman içinde çocuğun kendine özgü büyüme grafiğinden sapmalar olabilir.( bakınız :Sağlık ve Güzellikle İlgili Her Sorunun Çözümü Burada )

"Çocukluk Çağında Beslenme" adını verdiğim bu kılavuzda, doğduğu andan itibaren 5 yaşına gelinceye dek çocuğunuzun büyüme gelişmesindeki önemli aşamaları esas alarak, beslenme konusunda yol göstermeyi amaçladım. Her şey çocuklarımızın sağlığı için ..

ÇOCUKLUK DÖNEMLERİNE GÖRE BESLENME

* 0 - 4 Aylık Bebeğin Beslenmesi
* 4 - 9 Aylık Bebeğin Beslenmesi
* 9 - 12 Aylık Bebeğin Beslenmesi
* 1 - 5 Yaş Çocuk Beslenmesi


0 - 4 AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ:

Anne sütü mükemmel besin içeriği ile kolay hazmedilir, etkili bir biçimde kullanılır. Bebeğinizi hastalıklardan korur, mamalarla beslenmeden daha ucuza mal olur. Bunun ötesinde emzirmek suretiyle, anne bebek bağının kurulması kolaylaşır, yeni bir gebeliğin gecikmesi ve annenin sağlıklı kalması mümkün olur.

Doğumdan sonraki ilk 4 ayda yalnızca anne sütüyle beslenen bebekler ishal ve zatürree gibi bulaşıcı hastalıklara, alerjik rahatsızlıklara daha az yakalanırlar, daha sağlıklı büyürler. Bu nedenle;

İlk 4 ay bebeğinizi tek başına anne sütüyle besleyiniz. Bu aylarda anne sütüyle birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yeterince yararlanmasını engeller.

Bebeğinizin yalnızca anne sütüyle beslendiği bu dönemde, su kaybına yol açan hastalık halleri dışında ilave su gereksinimi yoktur! Eğer ishal gibi mutlaka su verilmesi gereken bir durum söz konusuysa kaynatılmış su veriniz.

İlk günlerde gelen anne sütü çok besleyicidir. Bebeğinizi istedikçe ve sık sık emzirerek bu sütten yararlanmasını sağlayınız. Anne sütünün artmasını sağlamak için sık emzirme birinci koşuldur. Bebeğinizin emmediği durumlarda, göğsünüzde süt birikimi söz konusu olduğunda tırle adı verilen pompalarla boşaltma işlemi yapabilirsiniz. Bu pompalar hemen her eczaneden kolaylıkla temin edilebilmektedir.

Tüm annelerin sütü yararlıdır. Başlangıçta oldukça koyu olan sütünüz zamanla sulu bir hal alır; bu, anne sütünün genel özelliğidir ve tamamen doğal bir durumdur. Benim sütüm bebeğime yaramıyor gibi sözlerin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü her annenin sütü kendi bebeği için özeldir.

Bebeğiniz her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir, bu durum bazen yanlışlıkla ishal olarak değerlendirilir. Oysaki altın sarısı renkte, kötü kokmayan, sulu, günde 7 - 8 kereye kadar olabilen bu dışkı tamamen normaldir. Yine aynı özellikleri taşıyan ama 3 günde bir bol miktarda yapılan kaka da normal kabul edilir. Ancak dışkı çok sert ise nedeni araştırılmalıdır.

Göğüs uçlarında meydana gelen çatlaklar genel kanının aksine, temizlikteki yetersizlikten değil, uygun emzirme pozisyonunun ve tekniğinin sağlanamamasından ileri gelir. Bebek, memenin sadece ucunu değil renkli kısmın önemli bir bölümünü bir ağız dolusu almalı, çene ucu meme cildine temas eder vaziyette ve alt dudak dışa kıvrılmış olmalıdır. Bu şekilde bebeğin yanaklarında şişlik oluşur ve yutkunarak annesinin sütünü aldığı kolayca fark edilir. Eğer çatlak meydana gelmişse doğru pozisyonda ve uygun emzirme tekniğiyle sorun kısa sürede halledilir. Beslenme sonrası bir miktar anne sütünün çatlak bölgelere sürülerek kurutulmasının yararlı olduğu düşünülmektedir.

Emziren anneler her zaman bol ve pamukludan yapılma sutyen giymelidirler.

Anne sütünün yetmediği inancıyla doktora danışmadan yeni bir gıdaya başlanmamalıdır. Düzenli kilo alan, günde ortalama 6 kez beslenebilen, bezini günde 6 defa ıslatan bir bebek anne sütünü yeterince alıyor demektir. Kaka sayısı beslenmenin değerlendirilmesinde güvenilir bir işaret değildir.

Anne sütünün yeterliliği en iyi çocuğun gereken tartıyı almasıyla anlaşılır. Bu nedenle bebeğinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrollerine getiriniz.

Çalışan anneler sütlerini sağdıktan sonra, kaynatılarak steril edilmiş şişelerde oda sıcaklığında 8 saat, buzdolabında 24 saat ve buzlukta dondurarak 6 ay saklayabilirler. Bu amaçla saklanan anne sütü hiçbir zaman kaynatılmamalıdır.

Bebeklere ilk yaşın sonuna kadar kaynatılmamış su verilmemesi tavsiye edilir.

Bebeklerini emziren annelerin iyi beslenmesi anne bebek sağlığı açısından çok önemlidir. Bu nedenle annelerin; günde 2 litre (10 su bardağı) kadar sulu gıdalar (su, süt, az şekerli limonata, komposto çorbalar, vb.) almaları önerilir.

Günlük beslenmede en az 2 su bardağı süt veya yoğurt, 1 köfte kadar et ve bir adet yumurta, 3 ince dilim ekmek veya 3 porsiyon unlu yiyecek 2 adet meyve bulunmalıdır. Anne sütü verirken sigara içmemeli, çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan içecekleri tüketmemelidir.

4 - 9 AYLIK BEBEK BESLENMESİ

Yalnız anne sütüyle beslenen bebeklerde ek gıdalara dördüncü aydan sonra başlanır. 4-6 ay arasında anne sütüyle yeterli büyüme gelişme sağlanıyorsa sadece anne sütüyle beslemeye devam edilir, bu durumda ek gıdalara altıncı aydan sonra başlanır.

Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gıdalar anne sütünün tamamlayıcısıdır.

Ek Gıdalar:

Çocuğun ayına uygun büyüme ve gelişme sürecini destekleyen, değişik tatlarla tanışmak suretiyle sonraki aylarda kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek ama allerji yapma niteliği az olan besinlerdir. Meyve suyu veya meyve püresi, sebze çorbası veya sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta bebek beslenmesinde önde gelen ek gıdalardır.

Ek gıdaları kaşık ya da bardakla veriniz.

Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk açken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz. Miktarı daima azdan başlayarak arttırınız.

Yeni gıdaların allerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Bu nedenle aynı gün içinde birden fazla yeni besin denemeyiniz. Şüpheli bir gıdayı kestiğinizde belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz. Bir iki gün sonra yeniden deneyiniz.

Bebeğinizin hoşlanmadığı önemli yiyecekleri zaman zaman yeniden deneyiniz.

Meyve Suyu:

Elma ve şeftali gibi meyvelerin suları taze olarak 1-2 tatlı kaşığı miktarından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırılır. Portakal ve mandalina suyunun daha ileri aylarda verilmesi uygun olur.

Meyveler iyice yıkanır, kabukları soyulur ve cam rendede rendelenir. Temiz bir tel süzgeç veya tülbentle süzülerek suyu elde edilir. Meyve suyuna başlandıktan bir iki hafta sonra püre halinde verilebilir. Meyve sularına şeker eklenmemelidir!

Sebze Çorbası:

Meyve suyuna başlandıktan iki hafta kadar sonra öğle öğününde verilmek üzere patates, havuç, pirinç ve taze sebzelerden günlük olarak hazırlanır. Bir iki tatlı kaşığından başlanarak yavaş yavaş arttırılır. Dört haftalık bir süre içinde tam sebze püresine geçilir.

1. Hafta (sebze çorbası): 3-4 su bardağı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45 dakika kapaklı kapta pişirilir. Tel süzgeçle hiç ezmeden suyu bir başka kaba alınır. Bir çay kaşığı irmik ilavesiyle tekrar 5-10 dakika pişirilir. Sıvı miktarı 200 gram olacak şekilde ayarlanır.

2. Hafta (basit sebze püresi): Aynı şekilde pişirilir. Havuç ve patatesler tel süzgeçten tamamen ezilerek püre olarak geçirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak mamanın hazırlanması tamamlanır.

3. Hafta (karışık sebze püresi): Havuç ve patatesin yanına 1 çay kaşığı pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler eklenir. Örneğin ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz ve bir kaç yaprak ıspanak, sonraki gün ilaveten dörtte bir enginar, daha sonra dörtte bir domates gibi .. Tel süzgeçten ya da blenderden geçirilerek elde edilen püreye yine bir çay kaşığı irmik eklenerek 5 dakika daha pişirilir.

4. Hafta (tam sebze püresi): Ayrıntılarıyla anlattığım şekilde hazırlanan püreye 1 çay kaşığı zeytin yağı veya pastörize tereyağı katılır.

Altıncı aydan itibaren sebze çorbası ya da püresine 1 yemek kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş yağsız sinirsiz dana) eklenmelidir.

Muhallebi:

Sebze püresinden 1-2 hafta kadar sonra genellikle 5. aydan itibaren akşam (gece değil) öğünü olarak verilir. 1 su bardağı süt, bir tatlı kaşığı pirinç unu, 1 tatlı kaşığı toz şekerle yapılır. Soğuk sütün bir kısmıyla pirinç unu iyice ezilir, kalan süt eklenir karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirmeye yakın şeker eklenir. İlk günlerde süt sulandırılabilir.

Muhallebi, kutu mamalarla da hazırlanabilir. Özellikle inek sütü proteinlerine duyarlı olan bebeklerde bu durum tercih edilir. Bir su bardağı su 1 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirildikten sonra içine 5-6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Topaklanma durumunda tel süzgeçten geçirilir. Son yıllarda süt çocukluğu döneminde inek sütünün hiç kullanılmaması yönünde olan görüşler giderek ağırlık kazanmaktadır.

Yoğurt:

Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa kadar soğutulur. 1 litre süt içine bir çorba kaşığı yoğurt 1-2 kaşık sütle sulandırılarak eklenir, yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeksizin sıcaklığını koruyabilecek şekilde 3-4 saat bekletilir. Bir kase kadar ikindi öğünü olarak verilir.

Kahvaltı:

Çocuk altı ya da yedi ayını bitirdikten, sebze püresi, muhallebi, yoğurt gibi gıdalara iyice alıştıktan sonra kahvaltılara başlanır. Süt, beyaz peynir, reçel, pekmez, ekmek veya bebe bisküvisi başlıca malzemelerdir. Tuzu alınmış bir parça beyaz peynir ve reçel sütle ezilir. Karışıma ekmek içi katılır. Bu amaçla 3-4 bebe bisküvisi kullanılabilir. Kahvaltıya önce 1-2 tatlı kaşığı olarak başlanır, miktarı giderek arttırılır. Bal allerji yapma olasılığı nedeniyle bir yaşından önce tercih edilmez. İstenirse 1 çay kaşığı yağ eklenebilir. Bir süre sonra peynir, reçel, yağ ve ekmek sütten ayrı olarak verilebilir.

Yumurta:

Katı olarak pişirilmiş yumurtanın sarısı 1 çay kaşığı miktarından başlanıp giderek arttırılmak suretiyle kahvaltıya ilave olarak verilir. Bir haftanın sonunda bebeğiniz bir tam yumurta sarısı yiyebilir. İyice alışmış olan çocuklara yumurta kayısı kıvamında verilebilir. Yumurtanın beyazının bir yaşında önce verilmesi genellikle tercih edilmez.

Tahıllı Çorbalar:

Mercimek, yoğurtlu yayla, acısız tarhana çorbası gibi gıdalar, taze sebze çorbalarına alıştırılmış olan bebeklere 7. aydan sonra değişik tatları öğretmek amacıyla verilebilir.

Köfte:

Sebze çorbasıyla birlikte, yağsız sinirsiz üç kez çekilmiş dana kıymasından baharatsız olarak hazırlanmış 1-2 köfte 6. Aydan itibaren verilebilir.

Balık ve Tavuk:

Bebeğiniz yedi sekiz aylık olduğunda kıymaya alternatif olarak püre halinde öğle öğününde tavuk ve kılçıksız balık eti verebilirsiniz.

Karaciğer:

Kuzu ciğeri tercih edilir. Az tuzlu suda haşlanır, zarı çıkarılır, rendelenerek balık ve tavuk etleriyle dönüşümlü olarak sebze çorbalarıyla birlikte verilir.

Çay:

Çayın besleyici hiç bir değeri yoktur. Aksine diğer gıdaların besleyici değerini düşürür, barsaklardan demir emilimini bozarak kansızlığa yol açabilir. Bu bakımdan süt çocuğu beslenmesinde yeri yoktur.

6-8 AYLIK BEBEKTE BESLENME ŞEMASI:

1. Öğün (saat 06.00-07.00)

Kahvaltı + Anne Sütü

Ara Öğün (saat 09.00-09.30)

Meyve Suyu

2. Öğün (saat 11.30-12.30)

Et + Sebze Maması + Anne Sütü

Ara Öğün (saat 15.30-16.00)

Yoğurt + Meyve Püresi + Ekmek

3. Öğün (saat 18.30-19.30)

Sütlü Muhallebi + Anne Sütü

Gece Öğünü

Anne Sütü (1-2 kez)
Anne sütü verilmeyen bebeklerde bunun yerine uygun şekilde hazırlanmış hazır mama verilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki hiç bir mama anne sütünün tam olarak yerini tutamaz. Bu nedenle bebeğinizi kendi sütünüzle beslemek için olabildiğince gayret gösteriniz.

Et olarak 1 köfte, 5 tatlı kaşığı karaciğer veya tavuk ezmesi dönüşümlü olarak verilebilir. Sütlü muhallebi yerine mamalardan hazırlanmış muhallebiler ya da hazır unlu sütlü mamalar verilebilir. Sebze maması ve muhallebi öğünleri önceleri az miktarda başlanır, daha sonra 200-250 gram (bir kase dolusu) olarak hazırlanır.

9-12 AY ARASI BEBEĞİN BESLENMESİ:

Çocuğunuz için bu dönemde özel yiyecekler hazırlamanıza gerek yoktur. Yetişkinler için pişirilen tüm ev yemekleri az yağlı püreler halinde bebeğe verilebilir.

Örnek Mönü:

Sabah: Kahvaltı

1 Bardak şekersiz süt

1 Yumurta sarısı

1 Tatlı kaşığı reçel ya da pekmez

1 Çay kaşığı yağ

1 İnce dilim ekmek veya 3-4 adet bisküvi

Ara: Meyve püresi

Öğle: Kıymalı sebze püreleri

Dolma içleri, sebzeli köfteler

Kuru baklagil püreleri

Bir dilim ekmek içi (sebzelerle)

Akşam: Muhallebi (veya öğle öğünün aynısı)

Sebze olarak bakla ve patlıcan bebek beslenmesinde tercih edilmez. Bir yaşına basan bebekler aile sofrasına oturtulur, kendi kendine yemesi için teşvik edilir. Diğer sütlü besinlerin yanı sıra günde bir bardak süt içmesine özen gösterilir.

1-5 YAŞ ÇOCUK BESLENMESİ:

Dokuz aydan sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkan anne sütü 2 yaşına dek anne için uygun olan bir zamanda kesilebilir.

Bir yaşından sonra 13-14 aylık olan çocuğa, çatal kaşık kullanma alıştırmaları yapılabilir. Ailenin diğer fertleriyle birlikte sofrada oturan çocuğun ayrı tabağı olmalı, neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.

Bu dönemde de çocuklar günde dört öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt ve sütlü gıdalar .. etler, yumurta ve baklagiller .. sebze ve meyveler .. unlu ve nişastalı besinler) yeterli ve dengeli tüketmelidirler.

Ülkemizde en sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyuyla beslemektir. Hiç bir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır.

Her gün yarım litre süt çocuklara verilmelidir. Süt her şekilde verilebilir. Sütün içerdiği kalsiyum çocukların gelişimi için çok önemlidir. 25 gram peynirde de 200 gram sütteki kadar kalsiyum vardır.

Her gün et ve baklagillerden bir ikisi beslenme listesinde bulunmalıdır.

Her gün bir yumurta yedirilmelidir. Düzenli et verilen çocuklara gün aşırı olabilir.

Günde bir ya da iki kez sebze verilmelidir.

Günde bir iki kez meyve yenmelidir. Fazladan bir öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir. Meyve suları da meyvenin yerine geçebilir.

Günde bir iki kez nişastalı besinler ve üç dilim ekmek beslenme listesinde bulunmalıdır.

Çocuklara olabildiğince erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşık kullanarak yemeleri öğretilmelidir.

Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma sık sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir. Öğünler arasında çocuğa şekerleme vermek iştahı azaltarak yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir.

Çay ve kahve verilmesi içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle sinirliliğe yol açtığından bu içecekleri çocuklara hiç tattırmamak en iyisidir.

Bu dönemde çocuklar ağız ve diş sağlığı konusunda eğitilmelidirler. 1,5 - 2 yaşına gelen çocuğun bir diş fırçası olmalı, macunsuz olarak fırçalama eğitimi verilmelidir. Üç yaştan itibaren diş macunu kullanmaya başlanabilir.( bakınız: Sağlık ve Güzellikle İlgili Her Sorunun Çözümü Burada )

 

WEB CİNİ Copyright © 2011 - |- Template created by O Pregador - |- Powered by Blogger Templates